14 Şubat 2018 Çarşamba

Hiçbir çocuk ırkçı doğmaz



2017 bitti, herkes arkasından söylendi. Rakamların ne suçu var bilmiyorum, iyi ya da kötü olaylara sebep olanlar insanlar sonuçta! 

Geçen sene benim için güzel geçti aslında. Hayata olumlu bakmak lazım. Hayatta sağlıklı olmanın en önemli şey olduğunu unutmamak lazım. Arada ‘güm’ diye bir darbe geliyor bir yerlerden, hatırlayıveriyoruz sağlığımızın ne kadar önemli olduğunu, sonra günlük koşuşturmalara dalıyoruz.

Beş yaşındaki kızımdan çok şey öğreniyorum. Her küçük şeyden keyif almasını biliyor. Sabah bisküvisini süte banıyor, sonra onu öyle bir keyifle yiyor ki, ne süt ne bisküvi sevmeyen ben bile ona bakarak imreniyorum! Arabada masal dinlemek, kestirmek onun için büyük keyif, ertesi gün ne giyeceğini seçmek, saçları kurutulurken gözünü kapatıp sıcak havayı keyifle saçlarının arasında hissetmek, aslında ne kadar değerli anlar. Büyüdüğünde de böyle günlük küçük keyiflerle mutlu olmayı sürdürürse ne kadar güzel olacak!

Geçen yaz anaokulunda yaşadığımız saçma olaylardan sonra okulunu değiştirdik Lara’nın. Şimdi gerçekten çok başka, çok güzel bir okula gidiyor. Okul bir katolik okulu olmasına rağmen çocuklar çok uluslarası ve ailelerin çoğu da katolik değil aslında. Bizimki gibi annesi babası farklı milletten olan çocuklar var, Japon ailelerin çocukları var, Milano’daki Çinli ailelerden çocuklar var, Filipinli çocuklar, hatta müslüman ailelerin çocukları var. Benim hoşuma giden şey, bu ‘katolik okul’ kavramı dışarıdan tedirgin edici görünse de (çocuğumun beynini mi yıkayacaklar türünden endişeler), aslında kuzey İtalya’da bu tür okullar diğerlerinden pek farkli değiller. Benim gördüğüm kadarıyla çocuklara bol bol ‘birbirinizi sevin, saygı duyun’ mesajları var. Zaten rahatsız edici birşey olsa müslüman aileler çocuklarını yollarlar mı? Lara’nın sınıfında da çocuklar çok uluslu, kimi aile katolik, kimi aile herhangi bir inanca mensup değil, bunlar hiç konu olmuyor, benim de çok hoşuma gidiyor. Lara’nın sınıfında otistik bir çocuk da var ve herkes bayılıyor çocuğa, Lara ve arkadaşları için bence çok önemli bir tecrübe. Lara bize ‘o özel bir çocuk, henüz konuşmayı bilmiyor, kendi oyuncakları var’ diyor. Birçok kez şahit oldum, doğum günü partilerinde mesela o kadar güzel kaynaşmışlar ki, bu ‘özel’ arkadaşlarını da hiç dışlamadan oyuna alıyor, o istemediği zaman kendi haline bırakıyorlar, rahatsız etmiyorlar. 

Geçenlerde başka bir olay daha oldu, yine çok hoşuma gitti. Çok uluslu bir yerde büyümenin çok avantajı var. Lara okuldaki bir arkadaşından bahsediyordu, ismini söyledi ama ben anlayamadım kim olduğunu. Tarif etmeye başladı: ‘Hani var ya uzun boylu, zayıf, saçları tepesinde iki top gibi olan kız’! Ha, anladım. Annesi İtalyan babası yabancı bir kız çocuğu var bir üst sınıfta. Baba zenci, kız çocuğu da zenci, ama Lara’nın aklına bile gelmedi bana tarif ederken. Boyunu saçlarını tarif ediyor, cildinin rengi ona ayırıcı birşey olarak gelmediği için söylemiyor! O kadar etkilendim, o kadar hoşuma gitti ki anlatamam. Derisinin rengi farklı olan insanlar Lara’nın gözüne çarpmıyor, onları farklı görmüyor! Bu ne kadar önemli birşey. Ben de tabii ki ayırd etmiyorum insanları fiziksel özellikleriyle, ama gözüme çarpıyor yine de çekik gözlü, esmer... biz küçükken herkesin kendimize benzediği bir yerde büyüdük. Ben 17 yaşında karıştım uluslararası bir ortama (çocukken de Almanya’daydım ama orada bu anlamda bir tecrübem olmadı). Şimdi daha global bir dünyadayız. Çocuğumun etrafındaki insanları fiziksel görünüşleriyle ayırt etmemesi beni çok mutlu ediyor. Belki bu çocuklar büyüyünce ırkçılık azalır? Ben umutluyum! 

Irkçılığın Avrupa’da feci hortladığı bir zamanda yaşıyoruz, ama ben çocuklarımızdan umutluyum. Onlara ayrımcılık yapmamayı öğretecek olan bizleriz. Umarım gelecek nesil çoğunlukla Lara’nın okulundaki çocuklar gibi olsun. Geçen yaz bir önceki okulda bazı anneler şeker kavgası yüzünden olayı benim yabancı olmama getirip whatsapp grubu içinde alenen bana hakaret etmiş, aynı görüşte olmasalar bile diğer anneler bu olaya seyirci kalmıştı. Kötü günler geçirdim, ama yarım kilometre ötede başka bir okul bize tam tersi bir ortam sağladı. 

Bakalım bundan sonra neler olacak, olumlu düşünmek istiyorum.
Nereden nereye geldim, aklımdan geçenleri yazıya döküverdim, iyi ki lisede edebiyat dersinde değilim!

Sevgiler herkese. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder