16 Ocak 2015 Cuma

Cuma cuma...

“Peppa Pig muslumanlari rencide ediyor olabilir mi?” Virgin Radio Italia’nin bu sabah dinleyicilerine sordugu soru! Konu Ingiltere’de tartisiliyormus su anda. Ben anlayamiyorum artik bazi seyleri. Bilmeyen vardir belki: Peppa Pig butun bati dunyasinda kucuk yastaki cocuklari cezbeden bir cizgi film. Her bolumu 5 dakika suruyor, konu ve cizgiler cok basit. Benim kizim 1,5 yasindan beri izliyor gunde bir veya iki bolum ve takip edebiliyor, yani o kadar yalin anlatilan. Peppa kucuk bir kiz domuz, George isimli bir kucuk erkek kardesi, annesi ve babasiyla yasiyor. Bas kahramanlar bu domuz ailesi, diger kahramanlar da Peppa’nin arkadaslari: tavsan, kopek, zebra vs. Peppa anaokuluna gidiyor, ailece tatile gidiyorlar, piknik yapiyorlar, buyukanne ve buyukbabayi ziyaret ediyorlar. Her bolumde gun icinde olan bir olay anlatiliyor ve dinle ilgili hicbir referans yok. Simdi sirf kahraman bir domuz diye bu cizgi filmin muslumanlari rencide etmesi dusunulebilir mi? Turkiye’de Peppa Pig yok, duydugumda cok sasirmistim. Sebebi domuz olmasiymis. Inanilmaz birsey! Peppa Pig’i tartismaya baslayan bati dunyasi da artik ne yapacagini, ne dusunecegini sasirdi bence. Yakinda “marketlerde domuz etini vitrine koymayalim” ya da “satmayalim her yerde” falan demeye de baslacaklar herhalde! Sabah radyoda soruyu duyunca tuylerim diken diken oldu, neyse ki dinleyicilerin cevaplari icime biraz su serpti: bir kisi bile “olabilir, Peppa her yerde basilip yayinlanmasin, muslumanlari rencide ediyor” demedi! Hatta cogunluk benim gibi tepkili cevap verdi.

Benim is yerimde yilin son calisma gunune yakin konferans salonunda bir rahip esliginde noel ayini duzenleniyor. Ben bunu da anlayamiyorum acikcasi ve onaylamiyorum. Evet herkes istedigi dini istedigi gibi yasasin, ve burasi katolik bir ulke tabii ama kilise mi bitti disarida? Burasi bir isyeri, her dine mensup olan ve olmayan calisani var. Bunu hem o ayine katilmayanlar acisindan bir ayrimcilik, hem de katilanlar icin “bir is yerinde is harici spirituel bir paylasim, ve buna bagli olarak da profesyonel iliskinin disinda yasanan ve is yerine uygun olmayan bir aktivite” olarak goruyorum. Tamamen ayni sekilde is yerinde mescit olmasina, is yerinde oruc tutan var diye tutmayanlarin rahat kahve, su icememesine, oruc tutanlarin performans dusuklugune, iftar saatine yakin calismak istemeyislerine, iftar saati ofis saatine denk geliyorsa calisma masalarini bir anda iftar sofrasina cevirmelerine cok karsiyim. Cunku inaniyorum ki inandigi dinin gereklerini yerine getirmek isteyen bir insan bunu baskalarinin gozunun icine sokmadan da yapabilir. Boyle cok insan taniyorum ve cok saygi duyuyorum.

Fazla televizyon seyrettigim soylenemez ama iki gun once gazeteci Daria Bignami’nin yilin bu zamani haftada bir yayinlanan “Le Invasioni Barbariche” (Barbar Istilalari) isimli roportaj agirlikli programinda muthis bir karakterle tanistim. Adi Gipi, unlu bir karikaturist ama italyanlar cok tanimiyorlar onu. Cizgilerini takip edenler biliyor, televizyona da pek cikmiyor. Ben daha once tanimiyordum. Charlie Hebdo’yu konusmak uzere davet edilmis. 2,5 saatlik programda 10 dakika konusmasina ragmen (ve Basbakan Matteo Renzi’den bir  sonraki roportaji olmasi sebebiyle reytingin dusuk oldugu bir anda) iki gundur Italya’da sosyal medyayi calkaladi. Bugune kadar dinleme firsati duydugum en entellektuel kisilerden biri bence. 10 dakikada kendi mutevazi, saygili, ilimli durusuyla ahlak, din ve politikayi ozetledi ve gitti. Roportajin tam metnini bulursam Turkce’ye cevirecegim elimden geldigince. Italyanca bilenler icin link vermek isterim, seyredin:  https://www.youtube.com/watch?v=9gfn5dZBqRQ
Gipi ateist, demokratik, dinlere inanmiyor ama inancli olanlara sonsuz saygisi var. Gipi’ye gore kitapli buyuk dinler insanlar tarafindan insanlar icin yazilmis. Ona gore gercekten bir tanri varsa, insanin cok ustunde, algilayamayacagi birsey olmali. Diyor ki:
(Un dio, se un dio c’è, non va per forza capito. Forse, non riusciremmo nemmeno a capirlo se lo incontrassimo. Però è assurdo che si arrivi ad uccidere in nome di una cosa invisibile, che non vediamo – e che siano le persone cosiddette “moderne” a farlo.)
“Tanri, eger bir tanri varsa illa ki anlasilabilir olmak zorunda degil. Hatta onunla karsilassak bile belki onu anlamamiz imkansiz olurdu. Gozle gorulemeyen bir sey adina oldurmek – ve bunu ‘modern’ insanlarin yapmasi absurd” Devam ediyor “Pirelerin de piresi var ancak pirenin piresi olduklarinin farkinda degiller”.
Bu sozleri duydugum anda aklima “Man in Black”in bitis sahnesi geldi. Sadece 38 saniye, usenmeyin ve tiklayin.
Ya gercekten de evrenimiz “anlayamadigimiz” bir “sey”in elindeki bilyeyse? Simdi bunun isiginda bir kere daha dusunun Charlie Hebdo ve benzeri olaylari...


Iyi haftasonlari herkese!

2 yorum:

  1. İşyerinizde yapılan noel ayinini hoş karşılamamanıza rağmen ( ki orası bir katolik ülkesi ) dediğiniz çizgi filmin Türkiye de yayınlanmamasına şaşırdığınızı söylemişsiniz.Bu sizce de saçma değil mi Türkiye gibi resmi dini İslam olan bir ülkenin doğal olarak baş karakteri domuz olan bir çizgi filmden rahatsız olup yayına koymaması oldukça normal burada şaşırılacak hiçbir şey yok.Lütfen böyle şeyleri söylemeden önce biraz düşünün.Sizin yazdıklarınız yüzünden yanlış düşünen insanlarda olabilir böyle bir durumda yazdıklarınızın sorumluluğunu üstlenebilecek misiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Türkiye'de"
      (xxxx) parantez içine yazılırken başta ve sonda boşluk bırakılmaz
      cümle bittikten sonraki noktadan sonra boşluk bırakılır
      "insanlarda" degil "insanlar da" olacak
      "misiniz?" soru isaretini koymamışsınız
      Hiç dilbigisi ve imla bilmiyorsunuz, her cümleniz hata dolu, üzüldum. Belki bir faydam olur size.

      Sil