4 Ağustos 2013 Pazar

Lara'nin Özgürlük Parkı Maceraları

Temmuz'da Lara anneannesini, yeni doğan kuzeni Nil'i ve ailesinin geri kalanını ziyaret etti İstanbul'da. Günün en güzel saatleri sabah ve aksam Selamicesme Özgürlük Parkı'nda geçirdiği saatlerdi. 
Selamicesmeliler ne kadar şanslı olduklarını biliyorlar mi acaba böylesi cennet bir parkları olduğu icin, Avrupa'da böyle yerlere para ödenerek giriliyor. 
Lara hayatından çok memnundu da ben Lara ağladığı zamanlar etraftan gördüğüm muameleye bir türlü alışamadım. 5 aylık bir cocuğun ağlaması kadar doğal birşey olamaz, ama çay bahçesinde ağlama krizine girince bir gün, etrafımdaki masalarda oturan herkes bana ters ters baktı. Bakışlarıyla diyorlardı ki:'sustur çocuğunu sohbetimizi rezil ettin', ya da 'bak bak kadına bak cocuğunun kim bilir nesi var ama o burada çay iciyor'. Sonunda o kadar rahatsız oldum ki kalkmak zorunda kaldım, hatta dışarı yürürken yol üstündeki masalardan birinde oturan süslü bir teyze bana ters ters bakarak:'karnı mi ac cocuğun?' dedi. O anda çok şey söylemek geldi içimden ama tuttum kendimi. Tabii ya teyze, anneler zaten hep yapar bunu, cocuklarını açlıktan bas bas bağırtir, kendileri o esnada çay içip keyif yaparlar!!! 
Anne olduktan sonra onceden hiç dikkat etmediğim seylere dikkat eder oldum. Mesela ben parkta Lara'yi emzirmem gerektiği zamanlarda 35 derece sıcakta üstümü örtmeye çalısmadan Lara'yi doğallıkla emzirdim. Ama diğer annelerin bebek emzirirken sıkı sıkı örtündüklerini gördüm, anlaşılan örtünmeden cocuk emzirmek 'ayıp' kabul ediliyor, ben de böylece epey bir ayıp etmiş oldum!
Bir de cocuğu Lara'dan 3-5 ay büyük bile olsa, bazı anneler yanıma yanasip tavsiyelerde ya da yorumlarda bulundular. 'Cocugunuz sunun icin agliyordur', 'başı çok terlemis yalnız!', '5 aylık ha, küçük mü doğdu? Pek minicik de' (bu arada minicik dedikleri Lara grafikleri zorluyor ve doktoru ona diyet verdi aslında!) Biraz laf olsun torba dolsun diye söylenilen bu sözleri fazla umursamamak gerekiyor herhalde. 
İtalyanlara çok benzediğimiz söylenir ya, bu konularda pek benzemiyoruz açıkcası. Milano'da kimse beni durdurup cocuğumun basını elleyip 'çok terlemis' yorumunda bulunmadı! Lara ağlama krizine girdiğinde de nerede olursak olalım kimse dönüp ters ters bakmıyor ve 'cocuk ac mi?', 'niye ağlıyor?' gibi sorular sormuyorlar. 
Zaten genelde ben İtalyanlara benzediğimize hiç inanmıyorum ya, o da baska bir yazının konusu olsun...

Fotoğrafta Lara Özgürlük Parkı'nda, benim 'veranda' diye adlandırdığım yerde

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder