26 Nisan 2012 Perşembe

Igrenc bir gun supermarkette nasil hos bir surprizle bitti? Iste boyle:

Kucuk hazinem...
Igrenc ve verimsiz bir isgunu... adam gibi is cikartamadigim icin moralim bozuk... saga sola daha fazla dalasmadan gunu kapatayim diyorum... normalde altida cikmam ofisten spor, sommelier kursum falan yoksa. Markete gidip aksam icin sebze alayim diyorum. Yolumun uzerinde ama normalde girip alisveris yapmadigim bir market. Sebzeler nerde diye bakarken sarap departmani gozume carpiyor, ama artik supermarketlerde genelde aradigim saraplari bulamadigim icin fazla yuz vermesem mi derken adimlarim beni otomatik olarak saraplara yaklastiriyor. Daliyorum koridora, sagda kirmizi, solda beyaz saraplar. Okumaya basliyorum, ve once hizli yuruyorum aslinda. Bir taraftan da kendi kendime "vay be Damla, bu saraplarin neredeyse hepsini taniyorsun diyorum", kendimi tebrik ediyorum. Bir sene once bu zamanlar Chianti, Brunello, Barolo ve Prosecco disinda bir sarap bilmedigimi hatirliyorum, su anda onlarca, yuzlerce siralayabilirim! Bu arada adimlarim yavasliyor... "Aaaaa, Nino Negri var burada!", derslerde gorduk, ictik, cok lezzetli saraplari, devam ediyorum, sola da bakiyorum, "Aaaa, Vernaccia di San Giminiano" ne zamandir alasim vardi, Toscana'nin 11 DOCG'sinin icinde tek beyaz olani. Derste cok sozu gecti. Bir adim atmadan, "Est! Est!! Est!! di Montefiascone". Oraya gitmekle kalmadim, bu sarabin hikayesini de cok iyi biliyorum. Isim bir efsaneden geliyor. 1111 yilinda Enrico V, ordusuyla Roma'ya seyahat etmektedir, papa Pasquale II kendisini taclandiracaktir. Yaninda, zamanin "sommelier"si kabul edilen piskopos Johannes Defuk da vardir. piskopos bas usagi Martino'yu devamli gidecekleri yol uzerinden onden yollamakta, yolda iyi sarap yapan yerler bulursa kapilarina "est" (var/mevcut) diye yazmasini istemektedir. Hatta cok iyi sarap bulursa "est est" diye yazacaktir. Iste usak onden yolculuk ederken Montefiascone'ye geldiginde muhtesem bir sarap bulur, ve hanin kapisina "Est! Est!! Est!!" diye yazar! Piskopos bu hana gelecek, hatta efsaneye gore Roma'ya gitmekten vazgecip Montefiascone'ye yerlesecek ve orada olecektir! Her sene Montefiascone'de bu efsaneyi hatirlamak icin senlikler duzenleniyor.
Donelim supermarkete, ben bu ucuncu sarabi da gorunce bir alisveris sepeti almam gerektigine karar verip elimde sepetle geri donuyor ve saraplara bakmaya devam ediyorum: o da ne, bir Gattinara, ve de inanamiyorum, Travaglino'nun!!! 2004. 3 sise vardi, simdi ucunu birden almadigim icin nasil pismanim! Yarin geri donup duruyorlarsa o iki siseyi de alacagim. 56 hektarcik alanda dunyanin en iyi 100 sarabindan birini uretiyor bu aile (sekli yamuk olan sise). Bir aksam sirf Travaglino'nun hikayesini dinlemek icin duzenlenen bir aksama katilmistik, cok dokunakli, cok guzel, ne emek, ne goz nuru, ne muhtesem bir sarap! Artik bu noktadan sonra koptum: La Stoppa! Inanamiyorum, birkac hafta sonra Piacenza'ya La Stoppa baglarina gidecegim ders icin, bunlar da cok kiymetli, cok guzel isler yapiyorlar.. daha neler neler buldum...

Igrenc bir gun bir supermarkette aniden muhtesem olarak sonlandi. 15 dakikada supermarket raflarinin onunde 1000 sene geriye dondum, Piemonte, Toscana, Lombardia, Friuli, Lombardia topraklarinda gittim geldim... duygulandim... ve bu 7 saraba toplam 55€ odedim.

Iste dostlar, ben bana bu duygulari en surpriz anda yasatan sarabi ve Italya'yi bu yuzden bu kadar cok seviyorum. Gel de sevme!






1 yorum: