5 Şubat 2012 Pazar

Değisim

Epeydir yazmadığımı fark ettim. 18 Aralık'tan beri o kadar cok şey oldu ki, nereden başlasam acaba?

Bir kere herseyden önce politikacıları cok az gördüğümüz, televizyonda, gazetelerde cok az bahsedildikleri bir donem icine girdik. Bayağı huzur dolu birsey olduğunu söyleyebilirim. Hergün isimizi gücümüzü bırakıp hangi showgirl'e hangi bakanlığın verildiğinin anlatıldığı, başbakanımızın yatak odası aktivitelerini dinlemekten memleket meselelerine zaman kalmayan haber bültenleri yok artık! Isinin basında bir hükumet, tıkır tıkır çıkan reform paketlerimiz var. Rüyadan uyandirildik. Son otuz senenin popülist politikaları sonucu gelinen noktadan geri dönebilmek için kadın erkek 67 yasına kadar emekli olamayacağımızı anladık. Daha cok KDV ödüyoruz, devlet tahvilleri aniden deger kazandılar, millet vekilleri maaş zamlarını askıya almak zorunda kaldılar. Zenginlere ek vergiler geldi. Noel tatilinde bütün lüks mekanlarda maliye görevlileri baskınlar yapıp vergi kaçıranları tespit ettiler. Milano'da lüks arabalar çevrilip: "Nereden buldun? Ne kadar gelir beyan ettin?" deniyor. Televizyonlarda vergi kaçakçılarına karsi propaganda yapiliyor: iğrenç parazit ve bakteri fotograflarının arkasından 'vergi kaçakçıları parazittir, ihbar edin' deniyor. Başbakan Monti haftaya Amerika'ya Obama'nın misafiri olarak gidiyor, ki bir önceki başbakanımız yıllardır randevu alamıyordu!

Bütün bunlar 3 ay icinde oldu. Bu hükumetin gorev süresi bitip yalancı, yalaka, 'islerini bilen' politikacılara geri dönmek için sandığa gittiğimizde bakalım neler olacak. Aslında politikacıları hepten ortadan kaldırıp teknik bir ekip ve sivil toplum kuruluşları eşliğinde devam etmek ne güzel olurdu!!!

Tabii Berlusconi'yi unuttuk (insan psikolojisi gereği kötü hatıraları hemen siler, güzelleri de iyice yerleştirir ya belleğine, o hesap!) ama hersey tozpembe değil. Mesela bir modern Titanic faciası yaşandı burada Ocak ayında. Bütün dünya haliyle yakından ilgilendi. Olayın oluş sekli inanılır gibi değil, ama başka inanılmaz birsey binlerce insanın hayatının bir kaptan ve onun uyguladığı (ya da uygulamadığı) prosedürlere bağlı olması. Adam kazadan hemen sonra ve takip eden saatler boyunca herseyin yolunda olduğu mesajini vermiş. Aynı Berlusconi'nin yillar boyunca ve hatta son anlarında yaptıgı gibi: kriz var diyorlar ama restoranlar dolu, uçaklar dolu, nerede kriz? Geminin kaptanı gemi yan yatmaya başlayınca kendini filikalardan birine atıp postu kurtarmış. Bu esnada sahil güvenlik kaptana ulaşıyor ve gemide olmadigi anlaşılinca önce nazik bir sekilde, sonra nezaketi bozmadan küfrederek kaptan güverteye dönmeye davet ediliyor. Sahil güvenliğin bu sözleri cok meşhur oldu, t-shirtler basıldı, TIME dergisine çıktı:"Vada a bordo cazzo!!!" (Güverteye dönünüz @&€?!%#£!!!!) Kaptan güverteye dönmediği gibi sahile çıkar çıkmaz bir taksiye atlayarak sivismaya kalkışıyor ve o esnada yakalanıyor. Şimdi ev hapsinde, duruşma gunünü bekliyor.

Tabii bunlar kotu ornekler, neyse ki İtalya'da aklı basında insanlar da var, ve tam 'yolun sonuna geldik, dibe vurduk' dediğimiz anda ortaya çıkıp durumu kontrol altına almayı başarabiliyorlar. İtalya bu yüzden büyük bir ülke. Usenmeyip bundan neredeyse bir yıl önce yazdığım 150.yıl yazıma bir göz atmanızı tavsiye ederim.
http://gezgeznereyekadar.blogspot.com/2011/03/150yil.html

Herkese buzzzzz gibi ama umut dolu pazarlar!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder