31 Ekim 2011 Pazartesi

Umbria... Nihayet Tatil!





.

















30 Ekim 2011 Pazar

Gubbio ve tatilde tatili dusunememek...

Bugun Gubbio'daydim. Hava muhtesemdi ve sansima beyaz tartuf senlikleir vardi, kirmizi haliyi takip ederek tartuf tadimina katildim.

Gun boyu dolasir ve etraftaki guzellikleri fotograflarken kendi kendime bir suru sey dusundum, ozellikle son zamanlarda Turkiye’de olanlari... dusuncelerimin analizini yapip iki satir halinde buraya yazmak cok zor, ama ozetlemeye calisabilirim.


Suradan baslamak lazim: Italya’ya geldigim gunden beri Italyanlarin bir ozelliklerine cok hayranim: herkes istedigi seyi istedigi gibi ozgurce konusuyor. Insanlar dusunceleri yuzunden ne dislaniyor, ne yalniz birakiliyor, ne kinaniyor, ne hapse atiliyor... baslarina hicbirsey gelmiyor. Burada calismaya basladigim ilk zamanlarda fark ettim ki politik olarak birbirine cok zit kutuplarda olan insanlar arkadas olabiliyor, beraber yiyor, iciyor. Ilginc geldi bana, cunku bizi dusunursek, politik olarak zit tarafta duran insanlarla samimi dost olmamiz ya cok ender, ya da hic olmayan bir durum. Haliyle isyerinde, ya da mecburen beraber olunan sosyal ortamlardaki iliskilerden bahsetmiyorum, sectigimiz arkadas cevremizden bahsediyorum. Kacimizin etrafinda hem AKP’ye, hem CHP’ye hem MHP’ye, hem BDP’ye yakin insanlardan olusan yakin bir arkadas toplulugu var? Yok boyle bir kavram Turkiye’de. Ne kadar acikli halimiz aslinda!

Italya’da insanlar politika basta olmak uzere bir konu hakkinda tartistiklarinda, karsilarindakini ikna etmeye calisiyorlar evet, ama cikis noktasi bu degil. Onemli olan herkesin fikrini soyleyebilmesi, fikrini soyleyen insana saygi gosterilmesi. Politikada ne zaman nerede gorulmus bir kitlenin digerini ikna ettigi ve herkesin fikir birligine vardigi? Demokrasinin amaci bu degil ki zaten, demokrasinin amaci herkesin ozgur olmasi, ozgurce konusmasi, birbirine saygi gostermesi. Son zamanlarda Turkiye’nin bu konuda hali icler acisi. Fikirlerini soyleyen insanlar hapsi boyluyor, kitlelerin arasina yavas yavas ve dikkatlice nifak tohumlari sokuluyor ve kitleler maalesef bu provokasyonu goremiyor ve kaniyorlar. Kitleler yavas yavas birbirinden nefret ettirilmeye calisiyor. Disaridan cok net okunabilen bu tabloyu Turkiye’de yasayan insanlar bir turlu goremiyorlar. Teroru kinamak adina butun Kurtlerden nefret ettiklerini, sehitlerimize onlarin sebep oldugunu soyluyorlar. Artik bu konusmalar yavas yavas tehlikeli bir hale gelmeye basladi.

Yazin Istanbul’a geldigimde kendi gozlerimle gordum. Bir binanin mantolama isi icin iskele demeye bin sahit isteyen bir “iskelenin” uzerinde taa 14’uncu kata kadar inip cikan, attigi her adimda canini tehlikeye atan bir grup genc Kurt vatandasimizin ekmek parasi icin verdigi bu mucadeleyi gorup bu insanlari teror orgutuyle bagdastirmak olamaz. Ote yandan bu vatandaslarin secimlerde BDP’nin adaylarina oy vermesi kadar da dogal birsey olamaz.

Bir de obur taraftan bakalim, Van depreminde canindan olan, yaralanan, evsiz kalan vatandaslarimizi dusunurken Turk veya Kurt kokenli olup olmamalarina gore mi uzulduk? Duyarli olanlarimiz ellerinden gelen yardimi yapmaya calisirken bunu mu goz onunde bulundurdular? Tabii ki hayir.

Donuyorum yine dun de kisaca degindigim Cumhuriyet Bayrami kutlamalarina. Ayri dillerde konusabiliriz, ayri dinlere mensup olabiliriz, bu topraklar bizim. Bu topraklar icin zamaninda hep beraber mucadele edildi. Basimiza gelen felaketleri beraber goguslemeye calistigimiz gibi birligimizin simgesi olan cumhuriyetimizi var oldugumuz surece hep beraber kutlamaliyiz.

Simdi diyeceksiniz ki tatil gunu Gubbio’yu gezerken butun bunlar nereden cikti? Hem dolastim, hem dusundum, bugunlerde kafa bunlarla mesgul, hepimizin biraz dusunup olanlari analiz etmesi, bir adim geriye giderek bazi onyargilari resetlemesi ve yeni adimini demokrasi ve barisa dogru atmasi gerekiyor. Sagduyulu davranmazsak yakinda bir felakete suruklenecegimize inaniyorum, hersey kotulesecek. Biraz sagduyu, biraz anlayis, biraz saygi. Ve demokrasi.... bu hukumeti basimizdan kovmanin vakti gelmedi mi? Basimiza  gelenlerden sorumlu olan Burkino Faso hukumeti degil herhalde, uyan artik Turkiye!


Gubbio'ya asagidan bir bakis

Gubbio'nun bays tartuf senligi baslasin!
Gubbio'da bir ara sokak
Vespa'siz Italyan sokagi olmaz!


Bir motor daha... Clooney'in "The American" filmindeki gibi...!








Gun Montefalco ile bitti!!!

29 Ekim 2011 Cumartesi

Perugia ve Cumhuriyet Bayrami


Perugia’dan merhaba.

Bugun Turkiye’nin Cumhuriyet Bayrami. Hepimize kutlu olsun. Lutfen orumcek kafali, takunyali malum grubun psikolojik tacizinin etkisinde kalmayalim. Bu cumhuriyeti kurmak icin kan dokmus, canlarini vermis, nice fedakarlik yapmis Turk milletinin Cumhuriyet Bayrami’ni kutlamasini hic kimse engelleyemez. Depremde sevdiklerini, evlerini barklarini kaybeden yurttaslarimiza karsi “duyarli olmak” istiyorsak bu hukumete deprem vergilerini ne yaptiklarinin hesabini soralim, oradakilere nasil yardim edebilecegimizi konusalim, bir daha can kaybi olmamasi icin ne yapmamiz gerektigini konusalim, ama lutfen cumhuriyetimiz icin kanlarini dokmus sehitlerimizin kemiklerini sizlatmayalim. 4 Temmuz’u kutlamayan bir Amerika olabilir mi? Hangi millet buyuk bayramlarini kutlamayi askiya aldi bugune kadar, cumhuriyeti kutlamamakla Van’da giden canlari geri getireceklerini mi saniyorlar? Kanmayalim bunlara, terazideki dengemizi –dogruyu yanlistan ayird edebilme yetimizi- kaybetmeyelim.

4 gun tatil var burada. Bugun birinci gun. Cinque Terre’ye gitmek istiyordum ama hafta icinde sel goturdu oralari, su anda cok zor durumdalar, olu, yarali ve evlerini kaybeden cok insan var. Aklim Van kadar Cinque Terre’de, cok kotu gunler geciriyorlar. Vatandasin basbakani vatandasi vezir de eder rezil de... hem Turkiye’de hem burada ikincisi gecerli maalesef, olanlar yetmiyor gibi Italya bir de acik ve net Almanya ve Fransa liderlerinin basin toplantisinda Italya’yla dalga gecmelerine maruz kalmak zorunda kaldi bu hafta. Italya’nin ekonomik guvenilirligi sorulunca iki lider de gulduler... Italyan halki hak etmiyor boyle bir hakareti, ama ne yaparsin, oy verdiler bir kere, ayni Turkiye’de Turklerin basbakanlarina oy verdikleri gibi... herkes hak ettigi gibi yonetilir, oyle degil mi?

Biraz gezdim aksamustu Perugia’da. Maalesef burasi kotu bir olay yuzunden dunya basininda meshur oldu. Ingiliz bir universite ogrencisi olduruldu burada birkac yil once, daha iki hafta oncesine kadar saniklarin temyizdeki davalari devam ediyordu, bunlardan biri Amerikali bir kiz ogrenci, iki hafta once serbest birakildi, butun dunya Perugia’yi bu davayla duydu.

Aslinda burasi cok guzel bir sehir, saraplari da guzel. Yarin Gubbio’ya gitmeyi dusunuyorum... iyi geceler ve daha nice 88 senelere...

Otelden sehir merkezine gecis... muhtesem!
Gun batimi
Gun batimi
Fiat 500'suz Italyan sokagi olmaz!
Sangiovese iciyorum haliyle... buralara kadar gelmisken...!

Perugia aksam vakti...

9 Ekim 2011 Pazar

Sommelier

Italya maceramin basladigi ilk aylarda, hatta ilk bir iki yilda sarap hakkinda en kucuk bir fikrim yoktu. Hatta sarap ve kendimle ilgili tek biraraya getirebildigim sey, beyaz sarap serin icildigi icin daha cok hosuma gittigi idi! O gunlerden bugune epey yol aldigimi soyleyebilirim. Oncelikle Italyan usulu "beslenme"yi anlama ve benimseme donemi, sonra Italya'da baslayan seyahatlerle beraber aslinda ogrendiklerimin daha cok Milano'ya ozgu oldugunu anlama ve Italya'da her yorede farkli yenilip icildigi, farkli konusuldugunu fark etme. Italyancayi once "dert anlatacak kadar" ogrenme, daha sonra yavas yavas Italyancanin iliklerime islemesi, artik dusunurken, hatta ruya gorurken bile Italyanca, konusurken kelimelerin once Italyancasinin dilimin ucuna gelmesi... devam eden seyahatler ve Italya'nin her gittigim yerinde artik bu kadar senenin birikmis "italyan" kulturuyle insana, aksanlarina, yeme icme aliskanliklarina bambaska bir gozle bakabilme durumu...

Tabii bu arada sarapla baslayan diyalogum devamli ilerledi. Ama ne olursa olsun daha annesinin karninda sarap icmeye baslayan italyanlarin bilgi ve gorgu seviyesine yetisebilmem icin cok zaman gecmesi gerekiyor diye dusunurken ve yillardir aldigim kitaplarla, ictigim saraplarla bu isi kendi kendime ogrenmeye calisirken bir anda cok sevgili bir arkadasim durtukledi beni, yani "poke" etti. Sommelier kurslarina yazilmak istedigini soyledi. Meger ben bu "poke"u beklermisim senelerdir de haberim yokmus!

Simdi biz iki Turk kadin bu ise giristik, bakalim sonunu getirebilecek miyiz? Ilk fark ettigimiz sey, cok cok ama cok ders calismamiz gerektigi. Bakalim bu kadar is guc arasinda gereken zamani ve onceligi verebilecek miyiz bu ise. Su anda cok hevesliyiz. Bu kurs cok ciddi bir olay. Uc seviyesi var, ucuncu seviyeden sonra yazili ve sozlu sinav var, gecen "sommelier" sertifikasi aliyor. Sommelier olmak basli baslina bir kariyer kapisi aciyor, seckin bir restoranda sarap ikramindan baslayip yine onemli restoran ve hatta sarap ureten firmalarda sarap yoneticiligi yapmaya kadar. Ben simdilik genel kulturumu arttirmak icin gidiyorum, ama uc seviyeye de gidecegim ve sinava da girecegim kesin. Amacim, bu kadar yatirim yaptiktan sonra artik sertifikayi da almak!

Simdiden sagda solda yanlis acilan saraplar, yanlis secilen bardaklar gozume batmaya basladi, hadi hayirlisi, bu isin sonunda bir de gittigim her yerde saraba yanlis muamele edildiginde sinir olmak var! Bakalim bu macera beni nereye goturecek. Simdilik bol bol uzum, uzum yapragi, uzum cesidi calisiyorum, bavulumdaki bardaklari yikayip, bir sonraki derse hazirlayip, verilen kitaplari okuyorum.

Ilerleyen haftalarda gelismeleri mutlaka aktaracagim.