4 Eylül 2011 Pazar

Tatil donusu...

Iskocya'dan doneli bir iki hafta oluyor. Ben dondum ama Italyanlarin tamaminin dondugu soylenemez tatilden. Agustos ayini seviyorum, basta iyi oluyor kalabaliklarin kendini sehir disina atmis olmasi, ama servis de azaliyor. Magazalar bir ay kapatabiliyorlar, araba yolda kalsa problem oluyor, kimsenin cani calismak istemiyor, calisan da talep edilen herseyi: "Dopo le ferie" yani tatil bittikten sonra diye bir kenara atiyor. Agustos sonuna dogru "Eylul gelse de islerimi halletsem" diyor insan aslinda.


Haliyle ise donen butun Italyanlar bronzlasmis oluyorlar. Bir de sanki bronzlasilmazsa tatilin geregi yerine getirilmemis sayiliyor. Her sene ayni soruyla karsilasiyorum ve butun Eylul ayi boyunca cevap vermek zorunda kaliyorum: Ben neden bronzlasmadim? Denize  girmedim mi yoksa? Hic olur mu denize gitmeden?... uzayip gidiyor bu muhabbet. Denize gitmeyi sevmedigimden degil, zaten gitsem de standard bir Italyan gibi bronzlasabilmemin imkani yok bu bembeyaz ciltle! Bu Agustos'ta da oncekilerden farkli birsey yapmadim, kendimi yollara attim ve Iskocya'yi bayagi bir gezdim. Gecen sene de Irlanda'yi ayni sekilde gezmistim. 11 gunde 1190 mil yapip 1100'den fazla fotograf cekmisim bu sefer. 


Ingiltere'ye ne zaman ayak bassam ana kara Avrupa'nin disinda oldugumu anliyorum hemen. Bu topraklarda yasayan insanlarin kibarligina, espri anlayislarina bayiliyorum. Kendi kendilerini elestirirken yaptiklari ince espriler Akdeniz kulturunden cok uzak. Her seferinde cok keyfile geziyorum. Bu sefer de oyle oldu, hem cok keyifle gezdim, hem eski dostlarla bulusma imkani buldum. Kisacasi cok guzeldi ama simdi bir ay boyunca deniz kenarinda yan gelip yatmis Italyanlara oranla cok yorgunum... peki, haksizlik etmeyeyim, Iskocya'da cok Italyan vardi tabii ama bir hafta kulturel tatil yaptilarsa iki hafta denize gitmislerdir muhakkak!!!


Iskocya'yi gezerken dusundum, her yerin bir kahramani var, o topraklari kahramanca kazanmis,  yoresinin insani icin olmus kahramanlar. Avrupa'nin neresine giderseniz gidin mutlaka yerel bir kahramanin hikayesiyle karsilasirsiniz. Peki niye Turkiye'de biz hatirlamak istememisiz kahramanlarimizi, her tarafa cirkin Atakurk heykelleri dikmisiz, zamanin en buyuk liderininin onemini  bu cirkin heykellerle indirgemisiz ustune ustluk. Topraklarimizda zamaninda canlarini odeyerek sahip cikanlarin hikayeleri nerede, heykelleri nerede? Isimleri hangi sokaklara, meydanlara verilmis? Hangi ders kitaplarinda okutuluyorlar? Kim hatirliyor onlari? Esas konudan ufak ufak uzaklastigimin farkindayim, bence Turk genclerinin cok ama cok gezip gormeye, kendilerini anlamak icin dunyayi anlamaya ihtiyaclari var. Butun Turk anne-babalarin ortaokul-lise cagindaki cocuklarini kisa donem de olsa yurt disina yollamalari gerektigini dusunuyorum. Belki boylece kaybettigimiz kendi degerlerimizi baskalarinin kendi degerlerine nasil sahip ciktiklarini ve koruduklarini goren genclerimiz yeniden bulurlar, keske bulsalar...


Iskocya'dan birkac fotografla basbasa birakiyorum sizi, buyrun:
















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder