11 Mayıs 2011 Çarşamba

Abbiategrasso

Bazen yeni birseyler görüp öğrenmek için çok uzağa gitmek gerekmiyor. İki haftadır omuz ameliyatım yüzünden evde raporluyum ve doktorun da tavsiyesi üzerine arada çıkıp kısa yürüyüşler yapıyorum, kahve içip, biraz vitrin bakıp eve donüyorum. Bu kısa yürüyüşler çok hoşuma gitmeye başladı. Dört sene önce taşındım bu mekana, Milano'nun 15km batısında, 30bin kişilik bir yerleşim birimi burası. Açıkcası taşındığımdan beri burada çok sosyallestiğimi söyleyemeceğim. Sabah arabaya atla işe git, aksam dön, haftasonları da sağa sola kaçmalar derken evden yürüyerek en son ne zaman çıktığımı hatırlamadığımı fark ettim. Halbuki 10-15 dakikalık keyifli bir yürüyüşle çok şirin olan sehir merkezine ulaşılıyor. Meğer ne kadar çok fark etmediğim detay varmış. Fotoğraf makinamı bir defa bile kullanmadım burada, omzum izin verdiği anda ilk işim buranın fotoğraflarını çekmek olacak. O zaman bu yazıya eklediğim internetten bulunma anonim fotografları derhal kendi çektiklerimle değiştireceğim!


Küçük yerde yaşamanın birçok keyfi var. En önemlisi az kaos ve neredeyse sıfır gürültü. Evimin olduğu yer pirinç tarlaları ile çevrili. Çok az araba sesi geliyor. Buraya ilk taşındığımda sessizlikten uyuyamadığımı hatırlıyorum. Milano'nun içinde yaşarken çok işlek bir cadde üzerinde oturuyordum ve araba, ambulans, çöp arabası ve daha bir sürü gürültü eksik olmuyordu. Şu satırları yazarken ise onlarca çeşit kuş ve böcek ötüşünden başka birşey duymuyorum. Bu durumun dezavantajı ise komşularınızın sesini örtecek başka bir gürültü olmaması. Komşu öksürse duyuluyor, sizin de sesiniz onlara aynı şekilde gidiyor, bu dengeyi seven de var sevmeyen de. Ben alıştım, şimdi seviyorum diyebilirim.


Küçük yerin başka bir özelliği herkesin birbirini tanıması, ve büyük bir çoğunluğun çok içten ve cana yakın olması. İki haftadır nereye adım attıysam tanıdık tanımadık herkes yanıma gelip askıdaki kolun hikayesini soruyor ve iyi dileklerde bulunuyor. Meğer ta Napoli'ye, Sicilya'ya kadar inmeye gerek yokmuş, burnumun dibindeymiş bu insanlar da haberim yokmuş! Eğer hala Milano'nun içinde olsaydım böyle bir ilgi görmezdim kesinlikle.Yani kısacası gezme görmeden yoksun olacağımı düşündüğüm bu süre zarfında da birşeyler görüp öğrendim aslında.



Sonu yok bu işin!









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder