18 Aralık 2011 Pazar

Resesyon...

Haberler iyi degil bugunlerde. Ne Italya'da, ne Avrupa'da. 15 yildir Italyanlarin gozunun icine baka baka, hatta "gostere gostere" masal anlatiyordu Berlusconi. Geldigimiz nokta malum. Dusunuyorum, insanlar tabii ki her zaman guzel seyler duymak istiyorlar, garanti altinda bir gelecek, guvence, iyi bir yasam arzu ediyorlar. Dogal olarak butun bunlari vadeden politikalar yapmak cok oy getiriyor belki, ama verilen sozlerin hicbirinin yerine getirilmedigini cok aci bir sekilde yasamak Italyanlarin cok canini acitacak simdi. Yillardir alinmasi gereken gecikmis tedbirleri, yeni "teknik" hukumet 17 gunde sunuverdi karsimiza butun ciplakligiyla. Turklerin "KEMER SIKMA" ya da "PAKET ACMA", Italyanlarin "MANOVRA (yani manevra)" dedikleri bir grup yeni kanun canimizi cok fena yakacak. Beni gulduren sey su: hicbir hukumet yillardir bunlari yapmak istemedigi icin simdi bu aci hapi yutturma gorevi bir grup profa verildi. Politikacilar hergun cikip elestirilerini yaptilar, ama parlamentodan tek tur oyla geciverdi bu "manovra". Utanmadan Berlusconi'nin partisi hala elestirebiliyor, "oyle degil boyle yapsaydiniz" diye. 15 senedir iktidarda olan onlar degil Burkino Faso hukumetiydi sanki! 

Simdi neler olacak? Oncelikle nacizane kendi fikrimi soyleyeyim: ITALYA BATMAZ! Daha da acayim hatta, AVRUPA BATMAZ! Bunun cigirtkanligini yapan, kinalar yakan Turk hukumetinin basbakanina ve bakanlarina duyurulur. Bosuna sevinmesinler! Daha otesi, Avrupa'siz ne Turkiye olur, ne dunya olur. Avrupa ekonomisi batarsa butun dunyayi surukler arkasindan. Herkes bunun bilincinde, bugunlerde kustahca Avrupa'yi asagilan Turk politikacilarinin ve onlarin cigirtkanlarinin da bunun bilincine varmalari gerekiyor.

Neden batmaz Italya?
1. Cok bariz olmasina ragmen belirtilmesi gerekir: AT kurucusu, Euro'nun ebeveynlerinden, dunyanin en buyuk ekonomilerinden biri, her yerde uretim var. Avrupa'yi ve Italyanlari su anda kucumseyen Turk dostlara, gunluk hayatta kullandiklari esyalara bir bir bakip ne kadarinin Italyan mali veya Italyan dizayi oldugunu kontrol etmelerini tavsiye ederim
2. Demokrasi ve birlik: Italya herkesin ozgurce konusma hakki oldugu, istedigini soyleyip istegi politikayi yapmakta serbest oldugu, fikir beyani yuzunden hapse girilmeyen, secimlerde isteyenin istedigi gibi oy verdigi, secim sonuclarinin 1 saatte degil iki gunde teker teker "gercekten" sayildiktan sonra aciklandigi bir ulke. Ulkenin zor zamanlarinda herkes fedakarlik yapmis, tarihe donup bakmak yeterli. Su anda bu aci recetenin gerekli oldugunu beyan eden cumhurbaskaninin tesvikiyle basa gelen teknik hukumet  halktan cok buyuk destek goruyor.
3. Uretim: sanayi kosullari su an cok zor olsa da Italya cok buyuk bir sanayi ulkesi ve dunyanin her tarafina ihrac etmeye devam ediyor

4. Egitim, ogretim: Italya'nin her yerinde egitim parasiz ve esit. Ilk ve orta okuldan sonra 5 senelik cok yogun bir lise ve liseyi bitirmek icin olgunluk sinavi var, devaminda sadece universite alternatifi degil, teknik yuksek okullar da var
5. Saglik: Evet burada da hastanelerde kuyruklar var, ama tek kurus odemeden ameliyat olunabiliyor mesela
6. Emeklilik: Yeni paketle kurallar degisti simdi, ama bugune kadar emekli maasi son calisilan uc senenin ortalamasindan hesaplaniyordu, simdi ise butun calisilan yillar girecek ortalamaya. Her iki sekilde de "harclik" degil gercek bir ikramiye ve gecinilecek kadar emekli maasi sozkonusu. Emeklilikte insan gibi yasamak icin bir ek gelir veya ozel emeklilik yapmis olmaya gerek yok. Emeklilerin cogu kendi evlerinde yasiyorlar cunku Italyan halkinin cogu kendi evinin sahibi

Bir de sosyal faktorler var, insanin kendisiyle ilgili:
Insana verilen deger ve saygi, aile degerleri, caliskanlik, sanat ve guzel seylere duyulan sevgi, baskalarinin hakkini yemenin akillilik degil terbiyesizlik olarak kabul edilmesi, ronesansin besigi olmus bu topraklardaki  ortalama genel kultur duzeyi, temizlik, titizlik, ozen...


Simdi diyeceksiniz ki, ilk maddeler tamam da son paragrafin ekonomiyle ne alakasi var? Cok var, cunku hersey insanin kendisinden basliyor. Insanin "kumasi" guzel ve kaliteli olursa o insanlardan olusan toplumda yasam da guzel olur. Burada da problem yok mu, var tabii. Mafya var, yolsuzluk var, skandallar var. Ama gel gor ki yasama-yurutme-yargi birbirinden bagimsiz ve tikir tikir isliyor. Bu uclunun islemedigi yerlerde umut da olamaz, oralarda yasayanlar dusunsun, ve biran once harekete gecsin derim, Avrupa'yi kucumseyeceklerine!

Cok sevgili bir arkadasim gecenlerde Istanbul'da bir Opera salonu olmadigini, ve hickimsenin de bundan gocunmadigini ve utanmadigini yaziyordu facebook'da, ne kadar da hakli. Demek ki Armani giymekle olmuyor. Giorgio Armani'nin neden Armani oldugunu bir dusunmek lazim once, altinda neler yatiyor?

Aslinda bu yazilarimda politikacilarin konusmalarini referans olarak kullanmiyorum ama gecenlerde Safak Pavey'in meclisteki konusmasi cok basariliydi. Oncelikle bir vekil olarak gorevini yapmis Pavey. Hazirlanip, kensisine ayrilan sure olan 10 dakikalik bir konusma yazmis. Konusma gercek faktorlere dayaniyor, icinde kimseye saygisizlik, terbiyesizlik yok. Duru bir Turkceyle, kendine ayrilan sure icinde konusmasini yapti. Sanirim ozlemisim hem Italya'da hem Turkiye'de politikacilarin derli toplu, duzgun olabildikleri anlari...
Konusmanin linkini buraya kopyaliyorum:
http://www.youtube.com/watch?v=k-x7fp_fBE4&sns=fb

Resesyon yasayan Italya noele hazirlaniyor. Gecen hafta Sanremo'daydim, bir sonraki yazima sakliyorum Sanremo'yu, simdilik kis gunesinde cektigim fotograflardan birini koydum baslangica, cok da karamsar olmasin yazim diye... Zaten karamsar degilim, elestiriyorum, o kadar. Ne mutlu bana kimse blogumu kapatmaya, engellemeye kalkmiyor!

Sevgiler.


16 Kasım 2011 Çarşamba

Dream Team

Icisleri Bakani bir kadin, bircok buyuk sehirde emniyet mudurlugu tecrubesi var, uluslarasi iliskiler mezunu. Adalet Bakani bir kadin, ulkenin saygideger avukatlarindan, ayni zamanda bir akademisyen.
Calisma ve Sosyal Guvenlik Bakani bir kadin, Torino Universitesi'nnden, ulkenin onde gelen ekonomistlerinden. Emeklilik fonlari uzerine sayisiz calismasi var, bu konuda bir akademik toplulugun da baskani.

Savunma Bakani Nato'da gorevli bir amiral.
Altyapi ve Gelismeden Sorumlu Bakan Italya'nin en buyuk bankasinin genel muduru.
Cevre Bakani saygin bir akademisyen, konusunda 40'dan fazla yayini var.
Disisleri Bakani Italya'nin en saygin diplomatlarindan biri.
Saglik Bakani bir akademisyen ve ayni zamanda Sosyal Sigortalarda yillarca yoneticilik tecrubesi var.

Basbakan ve Ekonomi Bakani herkesin su anki "superman"i seckin bir ekonomi profesoru.

Hayal degil, gercek. Bu bir ruya takimi. Bir puruz var: yapmak istedikleri hersey Berlusconi'nin yarisina sahip oldugu temsilciler meclisinden gecmek zorunda. Simdilik sorun cikartmayacaklarini soyluyorlar... hayirlisi...

Bu vesile ile herseyimizi aslinda akademisyenlere borclu oldugumuzu, iste bu en zor zamanda da bizi bu battigimiz cukurdan ancak onlarin cikartabileceklerini hatirladik, kabul ettik. 

Butun akademisyen dostlarima selam olsun, sizi seviyorum!

9 Kasım 2011 Çarşamba

Italyan Sonbahari

"TANRI VE ITALYA ASKINA ARTIK GIT!!!" Boyle dedi yabanci basin bile! O ise son dakikaya kadar "Olecegimi bilsem gitmeyecegim bir yere!" dedi!

Koklu radikal degisiklikler icin toplumlarin illa ki dibe vurmasi gerekiyor, ama boyle bir dibe vurus beklemiyordum dogrusu. Bugun Italya neredeyse batiyordu. Koskoca Italya: G7 kurucu uyesi, Avrupa Toplulugu kurucu uyesi, Euro'nun anne-babalarindan birisi, dunyanin en buyuk ekonomilerinden biri ve dunyanin  aslinda en zengin ulkelerinden biri.

Tehlike senelerdir geliyorum diyor... ve halk senelerdir ayni secimi yapiyor. 17 senedir kisa araliklarla sol koalisyonlar yonetimi devralmis olsa da Berlusconi her seferinde geri geldi, ve her seferinde bir oncekinden daha kuvvetli geldi. Ara sira dusunuyorum, demokrasi cok harika birsey, ama demokrasi iste bizi bu hallere de surukleyiveriyor bazen... Italyanlar Almanlarin, Fransizlarin alay konusu oldular, kredibilite yerle bir oldu, bicak kemige aylardir dayandi ama bir turlu kimse "kral ciplak" diyemedi!!!

Daha iki gun once Cannes'daki G20'den yaninda ekonomi bakaniyla roportaj veriyor, diyor ki:"Bu G20'de etrafima soyle bir baktim, kendi kendime dedim ki 'iyi ki ben varim burada Italya'yi temsilen, ben olmasam kim temsil edecek Italya'yi, benim seviyemde kimse yok'!!! Yine ayni toplantida diyor ki:"Italya'da kriz var diyorlar, bakiyorum restoranlar dolu, ucaklarda yer bulunmuyor, anlayamiyorum kriz nerede!" Bundan iki hafta once mikrofonu acik unutyor ve "gidecegim bu s... ulkesinden, biktim artik!" diyor!!!!

Uc gundur cehennem yasiyoruz burada, devamli internetten piyasalara bakiyoruz, battik mi, batiyor muyuz diye. Gecen hafta onde gelen bir bankanin yoneticilerinden biri bankasinn ve bankadaki titrini aciklamadan Corriere della Sera'ya tam sayfa bir "vatandas" olarak ilan verdi ve butun Italyanlarin devlet tahvili satin almalarini istedi. Bu hafta panikle gucu olan Italyanlar yerle bir olan ve her an batma tehlikesi geciren devletin tahvillerine kostular, ellerinden geldigince almaya calistilar. Batan gemiden kacmaya calisan farelerin tersine zaten kenarda kosede bir avuc parasi ya kalmis ya kalmamis olan perisan Italyan vatandaslarinin son kuruslarini bankadan cekip yastik altina atmaktansa her an batmak uzere olan devlet tahvillerine yatirmalarini cok ama cok takdirle karsiliyorum. Diyorum ya, onemli silkelenmeler icin iyice dibe vurmus olmak gerekiyor.

Bugun artik neredeyse battik, batiyoruz derken, cumhurbaskani iki defa aciklama yaparak guven vermeye calisti, bir saat once de omur boyu senator gorevi olan Bocconi Universitesi rektoru Prof. Monti'yi teknik hukumeti kurmakla gorevlendirdi. Yillardir Berlusconi'nin populist yonetimi yuzunden basimiza gelenleri simdi burada hep beraber cok agir odeyecegiz, bizi cok zor gunler bekliyor. Butun yuku de bir profesor sirtlanmaya calisacak. Butun bunlarin hesabini Berlusconi'ye defalarca oy verenlere sorasim var. Cok ayiplanmisti Turkiye'de hani Aysun Kayaci "bir cobanin oyuyla benim oyum ayni agirlikta olabilir mi?" dediginde, ben pek ayiplamadim, dusunmeye deger. Herkesin bir oy hakki var elbet ama iste devamli devamli bu adama oy verenler hepimizi birden ucuruma suruklediler. Henuz sonumuzun ne olacagi belli degil, ben yine de umutlu olmaya calisiyorum. Italya boyle zor zamanlardan silkelenerek cikmasini ve yanlislarini duzeltmesini bilmis gecmiste, bu sefer de boyle olacagini ummak istiyorum. Bu bir "Italyan Sonbahari" olsun istiyorum.

Bir de sormadan edemiyorum: Turk halki da bicak kemige dayanana kadar bekleyecek mi? Ya farkinda olmadan ucurumdan asagi suruklenmeye baslar ve bir daha cikamazsa? Ekonomiden bahsetmiyorum... anlayan anladi ne demek istedigimi...

31 Ekim 2011 Pazartesi

30 Ekim 2011 Pazar

Gubbio ve tatilde tatili dusunememek...

Bugun Gubbio'daydim. Hava muhtesemdi ve sansima beyaz tartuf senlikleir vardi, kirmizi haliyi takip ederek tartuf tadimina katildim.

Gun boyu dolasir ve etraftaki guzellikleri fotograflarken kendi kendime bir suru sey dusundum, ozellikle son zamanlarda Turkiye’de olanlari... dusuncelerimin analizini yapip iki satir halinde buraya yazmak cok zor, ama ozetlemeye calisabilirim.


Suradan baslamak lazim: Italya’ya geldigim gunden beri Italyanlarin bir ozelliklerine cok hayranim: herkes istedigi seyi istedigi gibi ozgurce konusuyor. Insanlar dusunceleri yuzunden ne dislaniyor, ne yalniz birakiliyor, ne kinaniyor, ne hapse atiliyor... baslarina hicbirsey gelmiyor. Burada calismaya basladigim ilk zamanlarda fark ettim ki politik olarak birbirine cok zit kutuplarda olan insanlar arkadas olabiliyor, beraber yiyor, iciyor. Ilginc geldi bana, cunku bizi dusunursek, politik olarak zit tarafta duran insanlarla samimi dost olmamiz ya cok ender, ya da hic olmayan bir durum. Haliyle isyerinde, ya da mecburen beraber olunan sosyal ortamlardaki iliskilerden bahsetmiyorum, sectigimiz arkadas cevremizden bahsediyorum. Kacimizin etrafinda hem AKP’ye, hem CHP’ye hem MHP’ye, hem BDP’ye yakin insanlardan olusan yakin bir arkadas toplulugu var? Yok boyle bir kavram Turkiye’de. Ne kadar acikli halimiz aslinda!

Italya’da insanlar politika basta olmak uzere bir konu hakkinda tartistiklarinda, karsilarindakini ikna etmeye calisiyorlar evet, ama cikis noktasi bu degil. Onemli olan herkesin fikrini soyleyebilmesi, fikrini soyleyen insana saygi gosterilmesi. Politikada ne zaman nerede gorulmus bir kitlenin digerini ikna ettigi ve herkesin fikir birligine vardigi? Demokrasinin amaci bu degil ki zaten, demokrasinin amaci herkesin ozgur olmasi, ozgurce konusmasi, birbirine saygi gostermesi. Son zamanlarda Turkiye’nin bu konuda hali icler acisi. Fikirlerini soyleyen insanlar hapsi boyluyor, kitlelerin arasina yavas yavas ve dikkatlice nifak tohumlari sokuluyor ve kitleler maalesef bu provokasyonu goremiyor ve kaniyorlar. Kitleler yavas yavas birbirinden nefret ettirilmeye calisiyor. Disaridan cok net okunabilen bu tabloyu Turkiye’de yasayan insanlar bir turlu goremiyorlar. Teroru kinamak adina butun Kurtlerden nefret ettiklerini, sehitlerimize onlarin sebep oldugunu soyluyorlar. Artik bu konusmalar yavas yavas tehlikeli bir hale gelmeye basladi.

Yazin Istanbul’a geldigimde kendi gozlerimle gordum. Bir binanin mantolama isi icin iskele demeye bin sahit isteyen bir “iskelenin” uzerinde taa 14’uncu kata kadar inip cikan, attigi her adimda canini tehlikeye atan bir grup genc Kurt vatandasimizin ekmek parasi icin verdigi bu mucadeleyi gorup bu insanlari teror orgutuyle bagdastirmak olamaz. Ote yandan bu vatandaslarin secimlerde BDP’nin adaylarina oy vermesi kadar da dogal birsey olamaz.

Bir de obur taraftan bakalim, Van depreminde canindan olan, yaralanan, evsiz kalan vatandaslarimizi dusunurken Turk veya Kurt kokenli olup olmamalarina gore mi uzulduk? Duyarli olanlarimiz ellerinden gelen yardimi yapmaya calisirken bunu mu goz onunde bulundurdular? Tabii ki hayir.

Donuyorum yine dun de kisaca degindigim Cumhuriyet Bayrami kutlamalarina. Ayri dillerde konusabiliriz, ayri dinlere mensup olabiliriz, bu topraklar bizim. Bu topraklar icin zamaninda hep beraber mucadele edildi. Basimiza gelen felaketleri beraber goguslemeye calistigimiz gibi birligimizin simgesi olan cumhuriyetimizi var oldugumuz surece hep beraber kutlamaliyiz.

Simdi diyeceksiniz ki tatil gunu Gubbio’yu gezerken butun bunlar nereden cikti? Hem dolastim, hem dusundum, bugunlerde kafa bunlarla mesgul, hepimizin biraz dusunup olanlari analiz etmesi, bir adim geriye giderek bazi onyargilari resetlemesi ve yeni adimini demokrasi ve barisa dogru atmasi gerekiyor. Sagduyulu davranmazsak yakinda bir felakete suruklenecegimize inaniyorum, hersey kotulesecek. Biraz sagduyu, biraz anlayis, biraz saygi. Ve demokrasi.... bu hukumeti basimizdan kovmanin vakti gelmedi mi? Basimiza  gelenlerden sorumlu olan Burkino Faso hukumeti degil herhalde, uyan artik Turkiye!


Gubbio'ya asagidan bir bakis

Gubbio'nun bays tartuf senligi baslasin!
Gubbio'da bir ara sokak
Vespa'siz Italyan sokagi olmaz!


Bir motor daha... Clooney'in "The American" filmindeki gibi...!








Gun Montefalco ile bitti!!!

29 Ekim 2011 Cumartesi

Perugia ve Cumhuriyet Bayrami


Perugia’dan merhaba.

Bugun Turkiye’nin Cumhuriyet Bayrami. Hepimize kutlu olsun. Lutfen orumcek kafali, takunyali malum grubun psikolojik tacizinin etkisinde kalmayalim. Bu cumhuriyeti kurmak icin kan dokmus, canlarini vermis, nice fedakarlik yapmis Turk milletinin Cumhuriyet Bayrami’ni kutlamasini hic kimse engelleyemez. Depremde sevdiklerini, evlerini barklarini kaybeden yurttaslarimiza karsi “duyarli olmak” istiyorsak bu hukumete deprem vergilerini ne yaptiklarinin hesabini soralim, oradakilere nasil yardim edebilecegimizi konusalim, bir daha can kaybi olmamasi icin ne yapmamiz gerektigini konusalim, ama lutfen cumhuriyetimiz icin kanlarini dokmus sehitlerimizin kemiklerini sizlatmayalim. 4 Temmuz’u kutlamayan bir Amerika olabilir mi? Hangi millet buyuk bayramlarini kutlamayi askiya aldi bugune kadar, cumhuriyeti kutlamamakla Van’da giden canlari geri getireceklerini mi saniyorlar? Kanmayalim bunlara, terazideki dengemizi –dogruyu yanlistan ayird edebilme yetimizi- kaybetmeyelim.

4 gun tatil var burada. Bugun birinci gun. Cinque Terre’ye gitmek istiyordum ama hafta icinde sel goturdu oralari, su anda cok zor durumdalar, olu, yarali ve evlerini kaybeden cok insan var. Aklim Van kadar Cinque Terre’de, cok kotu gunler geciriyorlar. Vatandasin basbakani vatandasi vezir de eder rezil de... hem Turkiye’de hem burada ikincisi gecerli maalesef, olanlar yetmiyor gibi Italya bir de acik ve net Almanya ve Fransa liderlerinin basin toplantisinda Italya’yla dalga gecmelerine maruz kalmak zorunda kaldi bu hafta. Italya’nin ekonomik guvenilirligi sorulunca iki lider de gulduler... Italyan halki hak etmiyor boyle bir hakareti, ama ne yaparsin, oy verdiler bir kere, ayni Turkiye’de Turklerin basbakanlarina oy verdikleri gibi... herkes hak ettigi gibi yonetilir, oyle degil mi?

Biraz gezdim aksamustu Perugia’da. Maalesef burasi kotu bir olay yuzunden dunya basininda meshur oldu. Ingiliz bir universite ogrencisi olduruldu burada birkac yil once, daha iki hafta oncesine kadar saniklarin temyizdeki davalari devam ediyordu, bunlardan biri Amerikali bir kiz ogrenci, iki hafta once serbest birakildi, butun dunya Perugia’yi bu davayla duydu.

Aslinda burasi cok guzel bir sehir, saraplari da guzel. Yarin Gubbio’ya gitmeyi dusunuyorum... iyi geceler ve daha nice 88 senelere...

Otelden sehir merkezine gecis... muhtesem!
Gun batimi
Gun batimi
Fiat 500'suz Italyan sokagi olmaz!
Sangiovese iciyorum haliyle... buralara kadar gelmisken...!

Perugia aksam vakti...

9 Ekim 2011 Pazar

Sommelier

Italya maceramin basladigi ilk aylarda, hatta ilk bir iki yilda sarap hakkinda en kucuk bir fikrim yoktu. Hatta sarap ve kendimle ilgili tek biraraya getirebildigim sey, beyaz sarap serin icildigi icin daha cok hosuma gittigi idi! O gunlerden bugune epey yol aldigimi soyleyebilirim. Oncelikle Italyan usulu "beslenme"yi anlama ve benimseme donemi, sonra Italya'da baslayan seyahatlerle beraber aslinda ogrendiklerimin daha cok Milano'ya ozgu oldugunu anlama ve Italya'da her yorede farkli yenilip icildigi, farkli konusuldugunu fark etme. Italyancayi once "dert anlatacak kadar" ogrenme, daha sonra yavas yavas Italyancanin iliklerime islemesi, artik dusunurken, hatta ruya gorurken bile Italyanca, konusurken kelimelerin once Italyancasinin dilimin ucuna gelmesi... devam eden seyahatler ve Italya'nin her gittigim yerinde artik bu kadar senenin birikmis "italyan" kulturuyle insana, aksanlarina, yeme icme aliskanliklarina bambaska bir gozle bakabilme durumu...

Tabii bu arada sarapla baslayan diyalogum devamli ilerledi. Ama ne olursa olsun daha annesinin karninda sarap icmeye baslayan italyanlarin bilgi ve gorgu seviyesine yetisebilmem icin cok zaman gecmesi gerekiyor diye dusunurken ve yillardir aldigim kitaplarla, ictigim saraplarla bu isi kendi kendime ogrenmeye calisirken bir anda cok sevgili bir arkadasim durtukledi beni, yani "poke" etti. Sommelier kurslarina yazilmak istedigini soyledi. Meger ben bu "poke"u beklermisim senelerdir de haberim yokmus!

Simdi biz iki Turk kadin bu ise giristik, bakalim sonunu getirebilecek miyiz? Ilk fark ettigimiz sey, cok cok ama cok ders calismamiz gerektigi. Bakalim bu kadar is guc arasinda gereken zamani ve onceligi verebilecek miyiz bu ise. Su anda cok hevesliyiz. Bu kurs cok ciddi bir olay. Uc seviyesi var, ucuncu seviyeden sonra yazili ve sozlu sinav var, gecen "sommelier" sertifikasi aliyor. Sommelier olmak basli baslina bir kariyer kapisi aciyor, seckin bir restoranda sarap ikramindan baslayip yine onemli restoran ve hatta sarap ureten firmalarda sarap yoneticiligi yapmaya kadar. Ben simdilik genel kulturumu arttirmak icin gidiyorum, ama uc seviyeye de gidecegim ve sinava da girecegim kesin. Amacim, bu kadar yatirim yaptiktan sonra artik sertifikayi da almak!

Simdiden sagda solda yanlis acilan saraplar, yanlis secilen bardaklar gozume batmaya basladi, hadi hayirlisi, bu isin sonunda bir de gittigim her yerde saraba yanlis muamele edildiginde sinir olmak var! Bakalim bu macera beni nereye goturecek. Simdilik bol bol uzum, uzum yapragi, uzum cesidi calisiyorum, bavulumdaki bardaklari yikayip, bir sonraki derse hazirlayip, verilen kitaplari okuyorum.

Ilerleyen haftalarda gelismeleri mutlaka aktaracagim.

17 Eylül 2011 Cumartesi

Italyan Ailem Istanbul'da



48 saat icinde -hatirlatigi kadariyla- hayatinda ilk defa ucaga, vapura, tramvaya, funikulere, otobuse,  taksiye ve faytona binen yedi yasindaki Italyan yegenim, seyahatimzin ucuncu gununde artik buyuk bir tecrubeyle vapurdan martilara simit atarken, Bogaz gezimizi bitiriyor ve Eminonu’ne yanasiyorduk. Karakoy iskelesine arka arkaya yanasmis turist gemilerini seyrederken  yegenime “Bak, burasi dayinla evlendigimiz yer, sen de vardin ama daha bir yasindaydin, hatirlayamazsin” diyerek Liman Lokantasi’ni gosterirken, yegenim turist gemilerinin her birinin icine Italya’daki kendi kasabasinin insanlarinin tamamini doldurabilecegini soyluyordu! Her ne kadar buyuk hesap kitaplar yapmak icin yasi daha kucuk olsa da, bes bin kisilik kendi kasabasiyla Istanbul’un nufusu arasinda cok buyuk bir fark oldugunu anlayabilecek kadar buyudu artik.
Buyukada'da fayton keyfi

Aslinda bugune kadar bana hic soru sormayan yegenimin ne buyuk bir  sorma ve ogrenme potansiyeli oldugunu bu gezi sirasinda kesfettim. Bir patlama yasadi denebilir!

Bogaz turu baslarken:
“Bogaz koprusu acilip kapaniyor mu?”
„Hayir“
„Nasil olur, buyuk gemiler nasil geciyor koprunun altindan?“
„Kopru yeterince yuksek“
„Mumkun degil, mutlaka altindan gecemeyecek kadar buyuk gemi vardir!“

Ben her Turkce konustuktan sonra:
„Simdi sen Turksun ya, peki butun Italyanca kelimeri biliyor musun?“
„Hayir, yabanci oldugum icin butun Italyanca kelimeleri bilmem imkansiz“
„Hmmmmm.!....“

Sultanahmet Camii
Sultanahmet Camii’ni gezdikten sonra:
„Dio (tanri) gokte mi? Her yerde mi?”
“Evet her yerde”
“Benim ruhum duz mu yuvarlak mi?”
„Ruhun sekli olmaz“
„Biliyorum, saka yapmistim!“

Ezan okunurken:
„Turkce mi bu sarki?“
„Hayir Arapca“
„Aaaaa, siz Arapca da mi anlayabiliyorsunuz?“
„Hayir anlayamiyoruz“
„Peki ne dedigini nasil anliyorsunuz?“
„Her zaman ayni seyi soyledigi icin ne dedigini biliyoruz“
“Neden Turkce soylemiyor?”
“......”
“Ne diyor?”
“Tanri birdir, dua etmeye gelin diyor”
“Tanrinin bir oldugunu herkes bilir, bunun sarkisini yapmaya ne gerek var!”

Bogaz havasi Alplerin havasina benzemez, carpar!
Fotografta  vapurun guvertesinde tam bir bucuk saat
boyle katlanmis olarak uyuyan yegenim goruluyor!
Bogaz turu sirasinda Rumelihisari’nin onunden gecerken:
“Bak bu hisari goruyor musun? Cok eski, tepenin ustunde ise benim okulum var, universiteyi burada okumustum”
“Ne yani, taaaaaa, oradan buraya mi geliyordun her gun (eliyle artik cok gerilerde kalmis Kadikoy tarafini gosteriyor ve yonu dogru gosterdigi icin beni bir hayli de sasirtiyor!)?”
“Evet”
“Ne kadar suruyordu?”
“Bir bucuk saat suruyordu sanirim”
“Okul kacta aciliyordu? (!)”
“Bazen sabah erkenden, bazen oglene dogru”
“Bazen oglene dogru? Iyi bari, haftanin hangi gunu oglene dogru aciliyordu?”
ve bir kere sardi mi bir konuya dakikalarca sorular bitmiyordu.!

Misir Carsisi girisi, kendi kadar
buyuk bir baligi incelerken!
Baska bir an:
„Simdi dayim da sen de muhendissiniz yani“
„Evet“
„Ayni ofiste calisiyorsunuz“
“Evet”
“Ayni isi yapiyorsunuz”
“Oyle de denebilir”
„Kim kimden kopya cekiyor o zaman? Dayim senden mi kopya cekiyor?“
!!!!!

Bogaz turunda Anadolu Feneri’nin onune geldigimiz anda eliyle Karadeniz tarafini gosteriyor ve gemilerin Bogazi gectikten sonra Karadeniz tarafina dogru devam ettiklerini soyluyor, ben hayret ediyorum bu oryantasyon kabiliyetine, sadece bir defa harita uzerinde gosterdik nerede oldugumuzu ve yonleri cok iyi algiladi. Simdiki cocuklar mi boyle, biz de mi boyle akilliydik kucukken acaba?

Henuz iki bucuk yasinda bile olmayan kucuk yegenim icin maalesef  bu seyahat ileride resimlerine bakacagi ama hicbirsey hatirlayamayacagi bir gezi olacak, keske biraz daha buyuk olsaydi da o da hatirlayabilseydi ileride martilara simit attigini, faytonla Buyukada‘yi gezerkenki sevinc cigliklarini, esek uzerinde poz verirkenki keyfini, avuc avuc pilav yiyisini ve Eminonu’nde guvercinleri kovalayisini!

Cocuklardan arta kalan zamanlarda Istanbul’da turist olmanin keyfini cikartmaya calistim. Ayasofya’yi iskeleler kaldirildiktan sonra ilk defa ziyaret edebildim ve nefesim kesildi, sanirim 200’den fazla fotograf cekmisim iceride. Dunyanin en guzel kiliselerini gezdim, Ayasofya kadar guzeli hicbir yerde yok. Her Istanbul’a gelisimde Sultanahmet’i gelip gezdigimi sanan Italyan kayinpederim ben bir turlu Ayasofya’dan cikamayinca „Hadi kizim, yeter artik cikalim, burasi senin hep geldigin yer“ dedi ve beni bir hayli guldurdu!