9 Aralık 2010 Perşembe

Siena (3)

Bugun neredeyse butun gunumu Siena sokaklarinda aylak aylak dolasip fotograf cekmeye ve muzelere ayirdim. Doyamiyorum Siena sokaklarina, sanki bir film dekorundan firlamis gibi her sokak.
Birkac sahane muze gezip iyice yorulduktan sonra birseyler icmek icin bir bara dogru ilerlerken gozume 12-13 yaslarinda bir kiz cocugu takildi. Uzerinde mor-beyaz bir ceket, pantolon, basinda simsiki mor bir bas ortusu var. Burada yasayan Kuzey Afrika’li gocmen bir ailenin kizi belli. Caddenin kenarinda mahzun mahzun birilerini bekliyor. Herhalde babasi veya agabeyi alacaklar onu, muhtemelen okul cikisi. Icim acidi yavrucagin haline. Bir anda aklimdan bir suru sey gecti: bu cocukcagiz bu “haliyle” hicbir zaman tam olarak kabul gormeyecek Italyan toplumunda. Onu hosgoruyle karsilayacak, ancak hicbir zaman aralarinda almayacaklar sinif arkadaslari, ileride calisma arkadaslari. Diyeceksiniz ki, “orasi Italya degil mi, ileride kendi secimini yapar, nasil uygun goruyorsa oyle davranir”. Hayir efendim, oyle olmuyor iste. Gecen sene yasanan bir olayi anlatayim: Fasli bir ailenin yetiskin ve is sahibi kizi baskilardan bikip baba evinden ayrilir, basini zaten kapatmamistir uzun zamandir. Nisanlisiyla beraber ayni eve yerlesir. Butun bunlar Italya’nin buyuk sehirlerinden birinde oluyor. Baba kizinin bir kiz arkadasiyla yasadigini sanmaktadir, anne gercegi bilir ama babadan saklar. Mahellenin Fasli gencleri kizin bir Italyanla yasadigini ogrenir, takildiklari “bar”da olayi babaya acarlar ve kizin evinin adresini verirler. Baba ertesi gun kizi ve nisanlisini ise gitmek uzere evden ciktiklari andan itibaren arabasiyla takip eder ve onlerini keser. Kiz ve nisanlisi babayi gorunce arabalarini durdururlar. Baba arabasindan inerek direk obur arabanin yolcu koltuguna yonelir, kapiyi actigi gibi kizini saclarindan surukleyerek arabadan cikartir ve herkesin gozunun onunde bildiginiz kurbanlik koyun gibi bogazini kesiverir. Mudahele etmeye calisan Italyan nisanli ellerinden ve kollarindan bicak darbeleriyle yaralanir. Baba eve gidip yikanir (!) ve polise teslim olur, Italyan nisanlinin kizcagizin cenazesine bile gitmesine izin verilmez.
Simdi durup dururken ve guzel guzel Siena’yi anlatirken nereden geldim buraya? Birincisi bu tip olaylar hayatin gercegi ve ben sirtimi donemiyorum. Ikincisi bu yazilarimi “gezelim gorelim” tadinda yazmaktansa daha once de belirttigim gibi aklimdan gecenleri buraya aktarmak uzere yaziyorum. Bir de isin en keyifli tarafi, burasi bana ait bir yer, karisanim yok, madem dusunce ozgurlugu var, ben de bunlari dusunuyorum iste. Cadde kenarinda baba-agabeyini bekleyen kucucuk yavrucaga gelince: tek umidi ne olursa olsun okumak bu kiz cocuklarinin. 12-13 yasinda babasina baskaldirip basini acabilecek durumu yok. Okuma haklarini ellerinden almamali kimse, bir umit, “elit evhanimi” olmaktansa belki gun gelir gercekten kendi secimlerini yapabilirler. Bu arada: kimse bas kapatmanin bir ozgurluk oldugunu savunmasin. Kimseden utanmiyorlarsa bu kucucuk kiz cocuklarindan caresiz durumlarindan utansinlar “kapanmak ozgurluktur” derken.

Simdilik bu parantezi kapatiyorum ama yine donecegim ileride. Yabancilarin Italya'daki durumlari ve entegrasyonlariyla ilgili baska seyler de yazmak istiyorum daha sonra.








Piazza Del Campo










Hak edilmis aksam yemegine dogru ilerlerken noel isiklarini seyrediyorum...



Restorandan asagiya dogru bir bakis

ve
Ribollita Senese!

Yarin: Eve donus

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder