28 Aralık 2010 Salı

Iyi Seneler!

Iki hafta daha kosusturacagiz, sonra hersey duracak noel sebebiyle demistim ya, iste o an geldi. Bir noeli daha geride birakti Italyanlar.

Guvenoyu sonucu, buz gibi soguklar, sellerden evsiz kalan Italyanlar, Napoli'nin bitmeyen cop sorunu, Italya'da tutsak kalan gocmenler... noel geldi Italya'ya bir kere daha, hersey askiya alindi tatil sonrasina kadar!

Noel oncesi son iki hafta trafik felc, her taraf ana baba gunu idi. Ben genellikle hediye islerini o son iki kara haftaya birakmiyorum ama bu sene mecbur kaldim, kendime de soz verdim bir daha asla son ana birakmayacagim ve bu iskenceyi yasamayacagim! Her iki uc senede bir bu sozu veriyorum kendime ama tutamiyorum sonra da!

Noelden onceki son iki hafta ofislerde kucuklu buyuklu noel kutlamalari yapildi panettone ve pandoro esliginde. Bunlar sadece noel zamanlari ortaya cikan noel kekleri, bizim ramazan pidesi gibi. Panettone Milano’nun noel keki, pandoro Verona’nin. Panettonenin yapilisi oldukca zahmetli ve tadini tutturmak zor, bir iki tane orjinal tarifi var ama bunlar gizli tutulmaya calisiliyor Milano’nun seckin firinlari tarafindan, cola’nin formulu gibi de gizli degil tabii!
Endustriyel uretimi de var
panettone ve pandoronun. Supermarketlerde cesitli markalarda bulmak mumkun. Bu kekler genellikle 1kg geliyor ve supermarkette satilanlarin fiyati €8-12 arasinda degisebiliyor, ancak noel sonrasi Ocak ayinda €1’ya kadar iniyor fiyat.

Aralik ayi sohbetlerinde tek bir konu var neredeyse: “Nereye gidiyorsun tatilde?”. Daha once anlatmistim, noelde Italyanlar aileleriyle olmayi tercih ediyorlar, bu noeli evde gecirmek anlamina geliyor veya kuzeylilerden bahsediyorsak dag koylerindeki evlerinde de olabilir. Noel sonrasindaki yilin son gunleri aslinda kanunen normal is gunleri olsa da cok az Italyan calisiyor bu donemde. Iste “tatilde nereye gidiyorsun” sorusu aslinda bu donem icin soruluyor genellikle. Bu sene noel tatiline cikan Italyanlar bu donemde cogunlukla Italya disini tercih etmisler. Ayni istatistik bu yaz icin de gecerliydi. Bunun sebebi sanirim bir haftalik hersey dahil paket programlar. Bu programlar Italya’da bir yerde ailece bir haftalik tatil yapmaktan daha ucuza geliyor.

Yeni yil kutlamasi cok onemsenen bir kutlama degil aslinda, ama ticari degeri oldugu icin her sene oldugu gibi bu sene de pompalanmaya calisiliyor. Ne giyilmeli, hangi restorana gidilmeli vs. Hediye degis tokusu yok yeni yil icin, sadece yemek ve sonrasinda saatler geceyarisini gosterdiginde havai fisek ve kucaklasmalar. Bana gore Turkiye’de cok daha fazla onem veriliyor, ve yine bence ticari kaygilardan dolayi. Mesela neden hediye veriyoruz birbirimize Turkiye’de yeni yil icin emin degilim. Son zamanlarda Japonya’da noelde ciftler arasinda hediyelesme moda olmus. Sevgililer gunu gibi! Turkiye’ye de sicrar yakinda bu moda...!

2010’a Sorrento’da girmistim. Bu defa yeni yila evde girmeyi planliyorum, ama hemen sonrasinda istatistikleri onaylarcasina Urdun’de olacagim bir haftaligina. Yillardir gormek istedigim Petra icin organize bir turla gidiyorum Urdun'e. Daha once de Misir ve Tunus’a organize turlarla gitmistim. Gittigim yer kadar tura katilan diger Italyanlar da ilgimi cekiyor bu tip gezilerde. Belki bu sefer de bazi gozlemler yapip donuste burada paylasabilirim.

Ben yokken Milano’da ve Italya’nin geri kalaninda sezon ucuzlugu baslayacak, tam bir cilginlik bu. Ucuzlugun basladigi sabah dukkanlarin onunde kuyruk oluyor genellikle ve sayiyla aliniyor insanlar iceriye. Bu sogukta da ayni sey olacak yine Ocak basinda. Bir caput parcasi icin neler yapmiyor insanlar degil mi? Sifirin altindaki sogukta dukkanlarin onunde kuyruga giriyorlar, sanki bedava dagitiliyor icerideki urunler!

Noel tatili Ocak basinda Epifania (sozluk “alti ocak bayrami” diye cevirmis-hic anlami yok tabii boyle bir cevirinin) ile sona erecek. Supurgesinin uzerinde ucan karalar giymis cirkin ama iyi yurekli Befana (sozluk “cirkin kadin”, “hediyeci nine” diye cevirmis!) yil boyu uslu duran cocuklara rengarek sekerler, yaramazlik yapanlara komur getirecek! Epifania’dan sonra hayat kaldigi yerden devam edecek, noel agaclari sokulecek, susler indirilecek. O zamana kadar ben de yokum ve Milano’da bu sene cok ozenle hazirlanan noel suslemelerinin fotolariyla basbasa birakiyorum sizi.

Iyi seneler!












12 Aralık 2010 Pazar

Monteriggioni, San Giminiano, eve donus - Siena (4)

Siena’dan ayrilmadan once bagaji Brunello saraplari, Pecorino peynirleri ve Cinta salamiyla doldurmasaydim ayip olacakti, ben de ayip etmedim ve birkac ay yetecek kadar erzak (!) stokladim. Donuste hava sicak olsaydi arabada kokudan durulmayacakti herhalde, gecen sene Fransa’dan donerken yaptim ayni seyi ve Agustos sicaginda peynirleri eve kadar getirmeyi basardim ama arabada durulmuyordu!

Burada mutlaka adetten degil bir yere gidildiginde donuste ese dosta da birseyler getirmek, mesela sirkette az kisinin yaptigi birsey, ancak ben gittigim her yerden tatli birseyler getiriyorum, son senelerde calisma arkadaslarim da yapmaya basladilar, zaten aslinda bu tur aliskanlikara meyilliler diyebilirim, birinin baslatmasi yetiyor. Tabii boyle olunca ofiste tatlimiz eksik olmuyor, hatta Genova’da oturan ve haftasonlari ailesinin yanina giden bir arkadasimiz bazen Pazartesi sabahlari iki uc tepsi sicacik focaccia ile geliyor ofise, iste o zaman ne Pazartesi sendromu kaliyor ne stres!



Alisveristen sonra yola cikip atistiran yagmur altinda Monteriggioni’yi gezdim, kucucuk bir yer, duvarlarla cevrili, buranin peyniri butun Italya’da meshur.















Son durak San Giminiano. Buraya her gelisimde zaman durmus gibi hissediyorum. Daracik sokaklar, sonra aniden insanin karsisina cikan koca bir meydan, o meydan baska bir meydana ve bir suru daracik sokaklara aciliyor. Bastan asagi yurumesi 15-20 dakika suruyor. Kucuk ama cok kiymetli, cok ozel bir yer. San Giminano’da o kadar cok kapi fotografi cektim ki ayrica ayiklayip buraya koymam gerekecek.










Yagmur sagnaga cevirdiginde ben de artik Milano yolundaydim.

Iki hafta daha Italya cok yogun gunler gecirecek, hem noel hazirliklari, noel oncesi arkadas ve is cevreleriyle yenen noel yemekleri, hediye furyasi, bir taraftan da belki Italya’da kapanmak uzere olan politik bir sayfa. Noel geldiginde zaman duracak adeta, hersey rafa kaldirilacak, bir kisim Italyan saga sola tatile kacacak, digerleri tatili evde aileleri ile gecirecekler. Ocak’ta kosusturmaca tekrar baslayacak...

9 Aralık 2010 Perşembe

Siena (3)

Bugun neredeyse butun gunumu Siena sokaklarinda aylak aylak dolasip fotograf cekmeye ve muzelere ayirdim. Doyamiyorum Siena sokaklarina, sanki bir film dekorundan firlamis gibi her sokak.
Birkac sahane muze gezip iyice yorulduktan sonra birseyler icmek icin bir bara dogru ilerlerken gozume 12-13 yaslarinda bir kiz cocugu takildi. Uzerinde mor-beyaz bir ceket, pantolon, basinda simsiki mor bir bas ortusu var. Burada yasayan Kuzey Afrika’li gocmen bir ailenin kizi belli. Caddenin kenarinda mahzun mahzun birilerini bekliyor. Herhalde babasi veya agabeyi alacaklar onu, muhtemelen okul cikisi. Icim acidi yavrucagin haline. Bir anda aklimdan bir suru sey gecti: bu cocukcagiz bu “haliyle” hicbir zaman tam olarak kabul gormeyecek Italyan toplumunda. Onu hosgoruyle karsilayacak, ancak hicbir zaman aralarinda almayacaklar sinif arkadaslari, ileride calisma arkadaslari. Diyeceksiniz ki, “orasi Italya degil mi, ileride kendi secimini yapar, nasil uygun goruyorsa oyle davranir”. Hayir efendim, oyle olmuyor iste. Gecen sene yasanan bir olayi anlatayim: Fasli bir ailenin yetiskin ve is sahibi kizi baskilardan bikip baba evinden ayrilir, basini zaten kapatmamistir uzun zamandir. Nisanlisiyla beraber ayni eve yerlesir. Butun bunlar Italya’nin buyuk sehirlerinden birinde oluyor. Baba kizinin bir kiz arkadasiyla yasadigini sanmaktadir, anne gercegi bilir ama babadan saklar. Mahellenin Fasli gencleri kizin bir Italyanla yasadigini ogrenir, takildiklari “bar”da olayi babaya acarlar ve kizin evinin adresini verirler. Baba ertesi gun kizi ve nisanlisini ise gitmek uzere evden ciktiklari andan itibaren arabasiyla takip eder ve onlerini keser. Kiz ve nisanlisi babayi gorunce arabalarini durdururlar. Baba arabasindan inerek direk obur arabanin yolcu koltuguna yonelir, kapiyi actigi gibi kizini saclarindan surukleyerek arabadan cikartir ve herkesin gozunun onunde bildiginiz kurbanlik koyun gibi bogazini kesiverir. Mudahele etmeye calisan Italyan nisanli ellerinden ve kollarindan bicak darbeleriyle yaralanir. Baba eve gidip yikanir (!) ve polise teslim olur, Italyan nisanlinin kizcagizin cenazesine bile gitmesine izin verilmez.
Simdi durup dururken ve guzel guzel Siena’yi anlatirken nereden geldim buraya? Birincisi bu tip olaylar hayatin gercegi ve ben sirtimi donemiyorum. Ikincisi bu yazilarimi “gezelim gorelim” tadinda yazmaktansa daha once de belirttigim gibi aklimdan gecenleri buraya aktarmak uzere yaziyorum. Bir de isin en keyifli tarafi, burasi bana ait bir yer, karisanim yok, madem dusunce ozgurlugu var, ben de bunlari dusunuyorum iste. Cadde kenarinda baba-agabeyini bekleyen kucucuk yavrucaga gelince: tek umidi ne olursa olsun okumak bu kiz cocuklarinin. 12-13 yasinda babasina baskaldirip basini acabilecek durumu yok. Okuma haklarini ellerinden almamali kimse, bir umit, “elit evhanimi” olmaktansa belki gun gelir gercekten kendi secimlerini yapabilirler. Bu arada: kimse bas kapatmanin bir ozgurluk oldugunu savunmasin. Kimseden utanmiyorlarsa bu kucucuk kiz cocuklarindan caresiz durumlarindan utansinlar “kapanmak ozgurluktur” derken.

Simdilik bu parantezi kapatiyorum ama yine donecegim ileride. Yabancilarin Italya'daki durumlari ve entegrasyonlariyla ilgili baska seyler de yazmak istiyorum daha sonra.








Piazza Del Campo










Hak edilmis aksam yemegine dogru ilerlerken noel isiklarini seyrediyorum...



Restorandan asagiya dogru bir bakis

ve
Ribollita Senese!

Yarin: Eve donus

8 Aralık 2010 Çarşamba

Cortona, Chiusi, Montepulciano, Pienza, Montalcino- Siena (2)

Italya politik olarak hergun daha da karisadursun, ben Siena’ya kadar gelmisken etrafini dolasmadan edemedim tabii ki. Meraklilari bu turu zaten yapiyorlardir eminim, buradan “suraya da gidin, aman bunu da gorun, illa sunu yiyin” diyecek degilim. Bu yazilari yazmamin amaci da o degil zaten, sadece aklimdan gecenleri yazmak istiyorum, yasadiklarimla baglantili olarak tabii.



Cortona’ya girer girmez bir Etrusk muzesi gordum ve hemen girdim. Severim arkeoloji muzelerini. Ankara’da oturup Anadolu Medeniyetleri Muzesi’ni hala gormemis olanlar vardir herhalde, cok yazik ediyorlar. Ben buldugum her firsatta geziyorum eski medeniyetlere dair muzeleri, gunluk yasamlarini tahmin etmeye calismak hosuma gidiyor. Bu sefer de sergilenenlerin arasindan zamanin noterinde sahitlerin onunde yapilmis olan bir sozlesme cok hosuma gitti. O gun bazi seyler ne ise, 2500 yil sonra da ayni, degismiyor.






Hatta sozlesmenin ve cevirisinin fotograflarini cektim dayanamarak. Sahitler huzurunda bir arsa alim satimi yapiliyor, kagida dokuluyor diyemeyecegim, bir cesit metal lavhaya kazimislar. Tas gibi sozlesme anlayacaginiz, 2500 yil sonra bile duruyor!






Muzeyi gezerken bircok nesnenin fotografini cektim ama en cok bu sozlesmeyi bir de bir altin yuzugu sevdim. Yuzugun de fotografini koyuyorum, kendiniz karar verin: binlerce yil once dizayn edilmis, yapilmis, birilerine ait olmus ve hic bozulmadan bugune kadar gelmis, cok etkileyici degil mi? Kim bilir nasil bir hikayesi var. Biz bundan 2500 yil sonrasi icin ne birakiyoruz diye dusunmeden edemiyor insan.









Muzeden ciktiktan sonra hem fotograf cektim hem birseyler atistirdim. Buralarda “Cinta” (çinta) adi verilen ve bir cesit degerli yabani domuz etinden yapilan prosciutto cok yeniyor. Biliyorum Turkler genelde yemiyorlar ama seven ve yiyen de var, o yuzden yaziyorum.
















Bir gunde bes yer gormek bence cok yorucu, aslinda secmek lazim, mesela ikinci duragim Chiusi hos bir yerdi ama atlanabilirmis.






Montepulciano. Daha girer girmez duvarlardaki susler dikkati cekiyor





Butun Toscana'da oldugu gibi burada da dar ve kivrimli sokaklar














Montepulciano duvarlarindan panoramaya dogru bir bakis





Firtinadan devrilmis saksilar













Montepulciano’ya vardigimda, daha sehrin kapisindan iceri girer girmez bir “vampir firtinasi” esmeye basladi. Butun magazalar, barlar, akliniza gelen her yer kapilarini, duvarlarini uc sene once cekilen “New Moon” filminin setine ait fotograflarla, posterlerle suslemisler. Ben filmi seyretmedim ama kitabi okudum, filmin meshur “meydan” sahnesi burada cekilmis. Haliyle her yer “Edward” ve “Bella” fotograflariyla dolu. Hatta girip birseyler ictigim barda bu iki aktore baristlik de yaptirmislar ve o anlarin fotograflari var.

Belli ki yerli halk cok memnun bu film cekiminden. Beni gulduren sey kitapta aslinda Italyan vampirlerinin kotu vampirler olarak tasvir edilmesi, ama reklamin iyisi kotusu olmaz derler ya, oyle birsey olmus iste burada da, Italyanlar pek memnun kitabin ve dolayisi ile filmin hikayesine dahil olduklari icin.



Iste Edward ve Bella'nin meydani
















Edward'in gunese cikmaya "kalkistigi" kapi!


Aksam musterilerini bekleyen bir sarap bari.

















Saat kulesinin tepesindeki heykel













Dorduncu duragim Pienza da ikinci duragim gibi olmazsa olmaz degil ama gitmisken gormus oldum. Yagmur yuzunden fotograflar iyi cikmadi, zaten cok da cekemedim, devamli peynir dukkanlarina girip ciktim, sokaklara tasiyordu mis gibi peynir kokusu. Bizim de cok guzel peynirlerimiz var aslinda, niye tanitamiyoruz ki?


Gunun son ziyareti Montalcino’ya. Yine meraklilari bilir, buralar Brunello saraplarinin ve Pecorino peynirinin cenneti, haliyle Montalcino’da gunu Brunello ve Pecorino esliginde bitirmek uygun dustu. Fazla soze gerek yok, Montalcino’da cektigim fotograflar anlatiyor zaten ziyareti.

Yarin Siena...



Montalcino




Montalcino sokaklari...



Montalcino'da Brunello tadilan kucuk bir "cantina"



Gunun son aktivitesi... Brunello ve Pecorino...