25 Eylül 2017 Pazartesi

Çocuklara verilen şekerler, anaokul çağındaki cocukların anneleri ve whatsapp grupları üzerine...



Böyle blog olur mu bilmiyorum. Bazen aylarca yazmıyorum. Hatta unutuyorum. Öyle bir dönem oldu yine. En son geçen senenin sonunda yazmışım. Nasıl olduysa 9 ay sonra böyle bir blogum olduğunu hatırladım ve yıllar öncesinin yazılarını okudum biraz. Bazı yazılar komik geldi, bazıları ukala, bazıları ilginç. Unutmuşum yıllar önce yazdıklarımı.

Bu sene İtalya'ya döndük (çok şükür). Lara okulunu sevdi ama ben okul yönetimi ve diğer annelerle büyük problemler yaşadım ve Lara'yı başka okula yazdırmak zorunda kaldım. Hayret ediyorum kolay olabilecek bazı şeyleri anne babalar nasıl işin içinden çıkılmaz hale getirebiliyorlar. İtalya'da kreş ve anaokullarında sağlık bakanlığının yönetmelikleri uygulanıyor. Yeme içme konuları son derece hassas konular. Hele bir de alerjisi olan çocuklar var tabii ki, okula dışarıdan getirilen herşeyin etiketli olması gerekiyor. Buraya kadar herşey normal. Ama bir aşamada ben okulun bu kuralları kendince esnettiğini gözlemledim. Okulda cocukların doğum günleri kutlanıyor ve anneler okula evde hazırladıkları pastaları, kekleri getiriyorlardı. Bir süre sonra Lara'nın dolabında haftada birkaç gün şeker bulmaya başladım. Normalde zaten şeker almıyorum kızıma, bu konuda oldukça dikkatli davranmaya çalışıyorum, ama baktım ki yavaş yavaş şeker yemek oldukça normal bir alışkanlık haline gelmeye başladı Lara için. Diğer çocukların anneleri meğer bir yarış içindelermiş. Süpermarket alışverişi sırasında en kalitesizinden bir paket şeker alınıyor, o şekerler okulda çocuklara dağıtılıyor, şeker dağıtan çocuğun da havası oluyor! Bu düzeni keşfettiğimde aylar geçmişti ve gerçekten çok kızdım. Okul yönetimine bu pasta, çörek, şeker işine derhal bir son verilmesi gerektiğini yazdım. Okul bana cevap vereceğine, bütün ebeveynlere bir elektronik postayla beni çok şaşırtan bir yazı yazdı. Çocukların birbirlerine şeker dağıtmalarının bazı anne babaları rahatsız ettiğini, fakat okul yönetiminin bu 'paylaşmayı öğreten' davranışa destek olduğunu, dolayısıyla şeker paylaşma olayını desteklemeye devam edeceklerini, rahatsız olan anne babaların çocuklarına 'hayır teşekkür ederim' demeyi öğretmesi gerektiği yazıyordu elektronik postada! Öte yandan 'sağlık bakanlığı kuralları' olduğunu, bu kurallar çerçevesinde annelerin kendi pişirdikleri pasta ve kekleri artık okula getiremeyeceklerini de eklemiş okul yönetimi yazıya. Yani şekerlere tam gaz devam, evde yapıp getirilen pasta, kek olayına son! Bu cevap bana yetmedi tabii, hatta daha da çok kızdım ama o arada başka bir olay oldu: mecburen annelerin whatsapp grubuna girmiştim. Kadınlar bu grupta beni güzelce linç ettiler! Neye şaşıracağımı bilemedim: çocuklarının sağlığını önemsememelerine mi, beni hiç tanımamalarına rağmen saatlerce telefonuma hakaret yağdırmalarına mı, bir hafta sonra yapılan yıl sonu gösterisinde aynı kadınların hiçbirşey olmamış gibi gelip hatır sormalarına mı? Anlayamadım doğrusu!


 





Kısacası bu acayip anaokul macerası İtalya'ya dönüş aylarımıza damgasını vurdu!
Burada üstünde düşünülmesi gereken çok şey var aslında: birincisi, okul seçimi; ki ben internetten yapmak zorunda kaldım ama Singapur'dan İtalya'ya noel tatiline geldiğimizde okula gidip müdiresiyle de konuşmuştum. İçime sinmişti, ama demek ki doğru karar değilmiş. Kafamda ilk şimşekler okulda yapılan bir veli toplantısında çakmıştı aslında. Lara okula başlayalı iki hafta olmuştu. Toplantıda okula konuk olarak gelen bir balerinin gösterisinden bahsedildi. Öğretmenlerden biri, gösteriden sonra balerinin cocuklara birkaç pozisyon gösterdiğini, sadece kız çocukların değil, erkek çocukların da çok ilgi gösterdiğini anlattı. Sonra da ekledi: 'Erkek çocuklarımız çok yetenekli çıktı, sınıfımızda ilerinin Roberto Bolle'leri var!' Bir anda müdirenin yüz ifadesi değişti ve hemen söze girdi: 'Yok yani Roberto Bolle dediysek, öyle değil aslında, bizim erkek çocuklarımız gerçek erkek!' .... Ve veliler arasında gülüşmeler! Ben neye uğradığımı şaşırdım. Öyle kalakaldım yerimde... Böyle bir okul, böyle veliler... sanıyorum Milano için normal değil, burada kime anlattıysam şaşırdı kaldı! Irkçı (evet telefonuma ırkçı mesajlar da geldi annelerden maalesef) ve homofobik bir ortamdan çocuğumu hasarsız çıkarttığım için mutluyum tabii, henüz küçük. İleride kendini bu insanlardan korumayı öğrenmesi gerekecek!

İkinci önemli konu çocukların beslenmesi, ve anne babaların şeker yedirme alışkanlığı. Bu konuda artık söylenebilecek herşey söylendi, yazılacak herşey yazıldı. Çocuğuna şeker veren zehir veriyor... bunu anlamamış anne babalar cahil, anlayan ama anı kurtarmak için çocuğuna şeker verenler son derece bencil. Onun yerine bir dünya alternatif var, illa yiyecek birşey verilecekse.

Bir diğer konu, koskoca insanların sosyal medya, telekomünikasyon araçlarını nasıl abuk subuk kullandığı. Sen yarın yüz yüze gelmen garanti olan insana hakaret yağdırır mısın? Hakaret etmek zaten normal değil, ama bir de böyle bir veli ortamında iyice tuhaf. Bu whatsapp grupları çok tehlikeli. Biri bir söylem tutturuyor, öbürleri ondan cesaret alıp yazmaya başlıyorlar. Benim başıma ilk defa geldi. Samimi olmam gerekirse, o gece uyuyamadım diyebilirim. İnanamadım bu insanların davranışlarına. Bunu normal gören bir anne nasıl bir çocuk yetiştiriyor sizce? 

Sonuçta bu öğretim yılında başka bir okula başladı Lara. Yaz kampını da ayrı bir okulda yaptığını düşünürsek, toplam altı ayda dördüncü okul oldu bu, bu sefer değiştiremeyiz de artık, burada özellikle ben uzak durmaya çalışacağım anne milletinden, çünkü iki sene bu okula ihtiyacımız var! Okulun ikinci haftası öğretmen bana Lara'nın sınıfındaki annelerin whatsapp grubuna dahil olmak isteyip istemediğimi sordu, kibarca hayır dedim! Korktum artık bir defa!!! 


Yarın Lara'nın sınıfındaki çocuklardan birinin doğum günü var okulda. Bu okulun kuralları gereği anne veya babaların da gitmeleri gerekiyor, annelerle tanışacağım kısacası, onu da ayrıca yazarım!